Ülkemizin emekçi halkı, tarihinde gördüğü en gerici iktidarın pençesinde yaşadığı sömürü düzenine başkaldırıyor. Kamu emekçilerinin grevi, belediye işçilerinin eylemleri ve en sonunda TEKEL işçisinin Ankara direnişi bu başkaldırının işaret fişeğidir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ‘itfaiye hizmet alım ihalesi’ni, AKP’nin akran şirketlerinden birine veriyor. Şirket, sözleşmeli çalışmakta olan bine yakın işçinin çıkarılacağını ve kendi personelinin istihdam edileceğini duyuruyor. Bunun üzerine itfaiye işçileri 16 Aralık’ ta iş bırakıp taşeronlaşmaya, özelleştirmeye karşı alanlarda işlerine sahip çıkıyor. Polisin biber gazlı ve tazyikli sulu müdahalesi emeğine sahip çıkan itfaiye işçilerinin kararlılığını yenemiyor.
25 Kasım’ da genel greve katılan Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın 16 üyesine soruşturma açılıyor ve işten çıkarılıyorlar. İşçiler, arkadaşlarının göreve iadesi ve soruşturmaların durdurulması talebiyle 16 Aralık’ ta dayanışma grevi yapıyor. Bir gün boyunca tren seferleri durduruluyor, demiryolları işlemiyor. Polisin saldırıları, gözaltılar ve dayanışma grevinden sonra hukuksuz bir şekilde 30 işçinin daha işten çıkarılması demiryolu işçilerini mücadeleden vazgeçiremiyor.
Ankara sokaklarında ise, bir haftadır, türküler ve sloganlar yankılanıyor, halaylar çekiliyor. Binlerce TEKEL işçisi, AKP’nin kendilerine bir lütufmuşçasına sunduğu, esnek çalışma koşullarının kapılarını sonuna kadar açan 4c statüsüne geçmemek için direniyor. Özelleştirme nedeniyle işlerinden olmaları yanında ‘geçici istihdam’ yalanını yutmayan Tekel işçilerinin mücadelesi, polisin arka arkaya yaptığı pervasız saldırılarına rağmen büyüyerek devam ediyor.
Türkiye işçi sınıfı, güvencesiz istihdamı, emeği ve insanı hiçe sayan ağır sömürü koşullarını dayatan neo-liberal politikalara ve bu politikaları cüretkarca uygulayan AKP iktidarına, emeğine sahip çıkarak başkaldırıyor. Biber gazları uçuyor, tazyikli su buharlaşıyor fakat sermaye sınıfının ve iktidarın yüzleşmek zorunda kalacağı öfke, emekçinin öfkesi her gün varlığını daha da hissettiriyor. Tayyip Erdoğan yanılıyor: Emekçiler yatmıyor, direniyor!
Ülkemizin emekçi halkı, tarihinde gördüğü en gerici iktidarın pençesinde yaşadığı sömürü düzenine başkaldırıyor. Kamu emekçilerinin grevi, belediye işçilerinin eylemleri ve en sonunda TEKEL işçisinin Ankara direnişi bu başkaldırının işaret fişeğidir. Farklı alanlarda yürüyen bu mücadelelerin teker teker nasıl kazanımlarla sonuçlanacaklarından çok ortaya çıktıkları andan itibaren doğrudan siyasal iktidarla hesaplaşma zorunluluklarını iyi okumak gerekir. Emekçiler başlarını kaldırdıkları her anda karşılarında gördükleri kuvvet AKP hükümeti ve ona tabi devlet aygıtıdır. Direnişlerden çıkan en büyük derslerden biri budur. AKP’yi cepheden karşısına almayan hiçbir siyasal hattın işçi sınıfının başkaldırısı ile birleşme şansı yoktur.
Diğer yandan AKP’ye karşı mücadele devlet içinden çıkması beklenen ‘kahraman’lara bırakılamayacak kadar kritiktir. Bu hükümetin yarattığı yıkımın birinci dereceden muhatabı emekçilerdir. Onun demokrat maskesini düşürecek olan da emekçilerin haklı ve kararlı mücadelesi olacaktır. Türkiye’de burjuvazinin üzerinde ortaklaştığı siyasal temsilciye karşı, ekonomik talepleri aşan bir siyasal mücadele ancak işçi sınıfının ellerinde zafere ulaşabilir. Memleketin başına ikinci bir AKP’in getirilmesini önleyecek yegane güvence de sınıfın mücadelesidir.
YARINLAR
İÇİNDEKİLER
-
Bir entelektüelin kısa biyografisi: ‘Yeni sol’ ‘eski sınıf’a karşı! Cehalet modern dünyanın tanıdığı eski bir düşmandır. Ama...
-
Mezardan çıkan sınıf siyasete yol gösteriyor! İşçi sınıfı, bu sefer, fabrikalardan tarlalardan gelip ‘sınıf’...
-
Neo-liberalizmin Türkiye macerası Orhun Demir - Bugün TEKEL işçilerinin Türkiye gündemine oturan...
-
İşçi sınıfı hareketi ve sendikalar Uğur Erözkan - İşçiler nasıl kazanacaklarını sendikadan...
-
Siyasetin kılıcı keskindir Gerçek düşman teorik bir düşman değildir. Gerçek olaylar, soyutlamaların...
-
Ayaklar başa kafa tutuyor Yalçın Atbaş - Ankara’nın göbeğinde kolluk kuvvetleri, soğuk,...
-
Genç siviller artık çok rahat! İlkin Hodul - Genç Siviller’in bütün toplumu kucaklayan karakteri...
-
Nazlı Ilıcak’ı nasıl bilirdiniz? Deniz Karakaş - Günün birinde hakkın rahmetine kavuştuğunda...
-
Taraf gazetesinin operasyonel gücünü nasıl anlamalı? Uğur Yıldırım - Fakat anlatmak istediğimiz şudur: sağ ve...
-
Açılım üçlemesi ve AKP kamburu gerçekler Şule Dede - Alevilerle katillerini aynı masaya oturtmaya yeltenmek,...
-
That was a good life; Güle güle Ertuğrul Haluk T. Canatay - Hangi ıssız gecelerde bu sıcacık anı gelip,...
-
Majestelerinin sol partisi: Ne ‘yeni’sin ne ‘sol’sun! Ali Kızıloğlu - AKP kendine zorluk çıkaracak bütün kuvvetleri...
-
Devrimcilerin cinsiyetçilikten kaçarı yok mu? Alper İzkara - Yürüyüş’ün eleştirileri bilimsel temellere...
-
Ortadoğu’da bir ABD Tiyatrosu: Türkiye-İsrail çekişmesi Gururcan Çalışkan - Hiç şüphesiz İsrail’in başta Filistin...
- 1
- 2






Yorumlar