Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

AKP’ye destek yürüyüşü ve solun halleri

Liberallerin bir gövde gösterisine dönüşmesini umdukları “Darbeye karşı 70 milyon adım” başlıklı yürüyüş 21 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirildi. Yürüyüşe katılımın yaklaşık 5000 kişi olması, düzenleyicilerin beklentilerini karşılamasa da Taraf Gazetesi gibi yeni organların da katılımıyla genişleyen liberaller cephesinin önemli sayılabilecek bir tabana sahip olduğunu göstermeye yetiyor.

Hrant Dink cenazesinin liberal bir gösteriye dönüştürülmesi ile başlayan süreç, mantıki sonuçlarına doğru hızla ilerliyor. Dink’in katledilmesinden sorumlu olan Türk milliyetçiliğinin karşısına halkların kardeşliği şiarı yerine kof bir azınlıkçılık ile çıkan liberal cenah, ondan sonra yaşanan somut politik tartışmalarda bu ortaklığı geliştirerek bir cephe halini aldı.
“Demokrasiden, siyasetten, özgürlükten, yeni bir sivil anayasadan yana; yargı darbesine, darbe tehditlerine karşı vakur bir ses çıkarmak için, ilk sivil bir uyarıyı vermek için, Yargı darbesiyle işlevsizleştirilen meclise dokunmayın demek” için ses çıkarmaya çağıran yürüyüşün ne kadar gövde gösterisi olduğu tartışılırsa da AKP’ye yönelik bir sevgi gösterisine dönüştüğü tartışılmaz. Liberaller ile AKP arasında kurulan gönül bağını açığa çıkarmak için bu yürüyüşe gerek duyulmasa da ülkenin içinden geçtiği bu politik gündemde yapılan işin niteliği liberal tantananın bir tür AKP seviciliği olduğunu yeniden kanıtlıyor. Yoksa bu cephenin önderleri tarafından AKP’nin memleket için önemi birçok defa açık seçik ifade edildi. Ne diyordu baskın oran, “CHP/ulusalcılık diye beyin-oyan bir migren varken AKP diye bir baş ağrısı benim için sonraki sorundu.” Baş ağrısıymış! Türkiye halkının başına 6 yıldır bir kara bulut gibi çöken iktidar, bu çok bilmiş profesör için sonraki sorunmuş! İflah olmaz liberallerin ezber bozmak dedikleri budur işte, halkın acil talepleri onlar için hep “sonraki sorun”dur ve isterler ki sol da önceliğini bu beyzadelerin sorunlarına yöneltsin. Yapmak istediklerini yapıyorlar da aslında. 21 Haziran’daki AKP yürüyüşünün çağrıcıları arasında solda görülen hatırı sayılır yapı yer alıyor. Küresel Eylem Grubu, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur de, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, Sosyalist Demokrasi Partisi, Sosyalist Parti Girişimi, DTP gibi solun içinde olduğu düşünülen çok sayıda yapı, liberal cephenin soldaki borazanlığını üstleniyor. Meclise dokunmayacakmışız… Liberaller açısından anlaşılır olan bu talep kendisine devrimci, sosyalist diyenler açısından ancak utanç verici sayılabilir.
Ulusalcılıkla mücadeleyi burjuva yöntemlerle yürütmenin, sınıf mücadelesini görmezden gelerek politik içeriğini azınlık talepleriyle sınırlamanın doğal sonucu olarak karşımıza çıkan bu kuru liberalizmin soldan önemlice bir destek bulması ne denli derin bir kafa karışıklığı yaşandığın öz bir ifadesidir. 21 Haziran eyleminde yürümenin AKP’ye verilen açık bir destek olduğunu anlamak için politikayla zerre kadar ilgilenmek gerekmezken, sol hatta sosyalist olma iddiasındaki insanların kendilerini bu kalabalık içinde bulmuş olmaları basit bir savrulma ile açıklanamaz. Hakim sınıflar arasında yaşanan ve ulusalcılık ile liberalizm arasındaki çatışma olarak görünürlük kazanan mücadele, ülkenin politik hayatının ana eksenini hala belirliyor. Bu çatışmanın her iki tarafı da solun bazı bileşenlerini kendi cephelerinde yedeklemeyi de başarıyorlar. Bu yedeklenme konjonktürel olmanın ötesinde, son derece sistemli ve uzun vadeli bir etkilenmenin sonucunda yaşanıyor. Kitleler nezdinde berrak bir biçimde görülen bu süreç, kurum ve örgütler düzeyinde de yaşanıyor. Eskiden solun bileşeni olarak görülen kimi yapılar nasıl ulusalcı cepheye eklenerek bir hakim sınıf kliğinin peşine takılıyorlarsa, bir kısım solcular da AKP’nin yelkenlerini şişiren liberal rüzgarda saçlarını savuruyor. Ulusalcılık söz konusu olduğunda rahatlıkla söylediklerimizi, liberallerden esirgeyemeyiz. AKP gibi halk düşmanlığı, işbirlikçiliği ve gericiliği tescilli bir hükümetin savunulmasında görev üstlenmek her şey olur da solculuk sayılamaz.{jcomments on}

 

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99