Peki 'özel birlikler' ya da 'özel ordu', şimdiye kadar faaliyet gösteren özel harekat birliklerinden, JİTEM'den ve diğer özel birliklerden farklı ne yapacak? Şimdiye kadar bu özel birliklerin sorunun çözümüne ne gibi bir katkısı oldu? Kuracağınız 'özel birlikler'in çözüm için nasıl bir katkı yapacağını umuyorsunuz?
Başbakan'ın Kürt sorununa ilişkin, 'tartışılsın' diye ortaya attığı 'çözüm' konuşuluyor günlerdir. Başta mecliste grubu bulunan partilerin liderleri olmak üzere hemen herkes konu hakkında fikirlerini açıklıyor, bir keşmekeştir gidiyor. Gazetelerin yayın yönetmenleri ve köşe yazarları birer “anti-terör uzmanı” haline gelmiş durumda… 1990'larda görüp geçirdiklerini anlatıp duruyorlar. Herkes kendi meşrebince meseleyi tartışıyor elbette! Konuyu ortaya atan Başbakan ise, 'tartışılsın' diyor ama çoktan niyeti bozduklarını da belli ediyor. Yalnızca kendisi değil üstelik, kabinenin önde gelenleri, AKP grup başkan vekilleri vs. kendi fikirlerini açıklarken Kürt sorununa buldukları 'dahiyane' çözüm hakkında da ipuçları veriyorlar. Senaryoda değişen pek bir şey yok... 'Sınırı koruyacak özel birlikler' oluşturulması tartışılıyor. Sanki bu fikir ilk kez ortaya atılıyormuş gibi de kestirip atmak yerine topu taca atmaya çalışıyorlar: “Hele bir tartışılsın da...”
Doğrusu ‘AKP'nin demokrasi sevdalısı’ olduğu bu son hamlesinden de rahatça anlaşılabilir. Meseleyi tartıştırmadan uygulamaya geçme niyetinde değiller. Kimle tartışıyorlar? Mecliste grubu bulunan partilerin liderleriyle. Neyi tartışıyorlar? PKK'nin etkisizleştirilmesi için 'özel birlikler', 'profesyonel birlikler' kurmayı ve belki kademeli olarak 'profesyonel ordu'ya geçişi. Böylece 'terör sorununu' çözmek mümkün olacakmış. Bunlar tartışılırken sınırda TSK 5 bin asker ve korucu ile operasyonları sürdürüyor. Bir yandan da Şırnak'ın dağlarındaki ormanlık arazi yanmaya devam ediyor. Yani 1990'lardan bu yana değişen pek bir şey yok. Ordu güneydoğuya her zamanki gibi 'özel' önem vermeyi ihmal etmiyor. Yine ormanlar yanıyor, yine köyler boşaltılıyor. Peki 'özel birlikler' ya da 'özel ordu', şimdiye kadar faaliyet gösteren özel harekat birliklerinden, JİTEM'den ve diğer özel birliklerden farklı ne yapacak? Şimdiye kadar bu özel birliklerin sorunun çözümüne ne gibi bir katkısı oldu? Kuracağınız 'özel birlikler'in çözüm için nasıl bir katkı yapacağını umuyorsunuz?
Gelinen nokta hükümetin Kürt sorununa ilişkin geliştirdiği politikanın da iflas ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bizzat İçişleri Bakanı, işlerin sarpasardığını itiraf etmekte, sorumluluğu ise muhalefete atmaktadır. Kürt hareketi ise başta umutlandıkları halde, bugün artık operayonların durabileceği ihtimalinin ortadan kalktığını görüyor. Durum bahar aylarından itibaren onlar için de giderek netleşmektedir. Açılım diye hükümetin dilinden düşürmediği şeyin, Kürtleri 'yola sokma' politikasından başka bir şey olmadığı artık anlaşılmış bulunuyor. Birkaç Kürt sanatçının adını ağızlarına almakla, hükümetin resmi yayın organı gibi davranan TRT bünyesinde Kürtçe yayın yapan kanal kurmakla Kürtleri yola getiremeyeceklerini artık anlamış olmalılar. Bu sefer havucu bırakıp devreye 'sopa'yı sokuyorlar.
Biz her ne kadar değişen bir şey olmadığını, yıllardan beri askeri tedbirle Kürt sorununun 'çözülmeye' çalışıldığını ve meselenin daha büyük bir çıkmaza sokulduğunu söylersek söyleyelim, hükümet kararlı gözüküyor. Üstelik diğer siyasi partilerden de olumsuz bir yanıt almış değil. Hatta bu tedbirlerin yetersiz kalacağını düşünüp 'idam'ın yeniden yürürlüğe sokulmasını talep edenler de var. İktidarı, muhalefeti topluca savaş tamtamları çalarken kalem erbabı da boş durmuyor. Batıyı örnek gösterip “profesyonel ordu”nun faziletlerinden bahsedenler de var, özel birliklerin illa hukuksuz uygulamalara yol açmayacağını savunanlar da... Sanki sözü edilen “profesyonel ordu”, “özel birlikler”, bazı Batı Avrupa ülkelerinin orduları gibi birkaç bin tane tedbir amaçlı istihdam edilmiş askerden oluşacak... Özel eğitimli komando birliklerini, “demokrasinin gereği profesyonel ordudur” diye yutturmaya çalışıyorlar.
Diğer yandan Ertuğrul Özkök, köşesinden “birarada yaşamak zorunda mıyız?” diye yumurtlayıveriyor. Belli ki sorun 'çözmede' hükümetten eksik kalmak niyetinde değil Özkök. O da tıpkı Başbakan gibi 'yeni bir şey' söylediğini düşünüyor. Belli ki burjuvazi bir arada, kardeşçe yaşama ihtimalini defterden silmeyi tartışıyor. Tutarlılar; çünkü bunu gerçekleştirecek irade oralardan çıkmayacak. Onların defterinde olmayan bu çözüm Türk ve Kürt halklarının lehine olan yegane çözümdür ve bunu başarabilecek olan da yine bu iki halkın ortak iradesi olacaktır...
15 Temmuz 2010
YARINLAR{jcomments on}