
Münevver’e yapılanı reva gören zihniyetle on üç-on dört yaşında bir kızı taciz eden zihniyet aynı ahlak anlayışının ürünüdür. Hüseyin Üzmez kurbanı için “…benim himayemde olmasaydı ‘orospu’ olurdu…” derken aslında Tayyip Erdoğan ile aynı ahlak anlayışını paylaştığını da dile getiriyordu.
Hüseyin Üzmez himayesindeki kız çocuğuna ‘sahip çıkmış’tı ve başbakan da Münevver’e sahip çıkılmamasından şikâyetçiydi.
Yaklaşık 5 ay önce meydana gelen ve medyada kesik baş cinayeti olarak bilinen Münevver Karabulut cinayeti gündemden düşmüş değil. Ne ki olay, sıradan bir üçüncü sayfa haberi olmanın da çok ötesine geçmiş durumda… Katil zanlısının yurt dışına ‘turistik’ geziye çıkmasıyla yeni bir boyut kazanan olay, İstanbul eski emniyet müdürü Celalettin Cerrah’ın olaya ilişkin “kızınıza sahip çıksaydınız” minvalindeki açıklamalarıyla yeniden manşetlere taşınmıştı. Şimdi ise ‘Kasımpaşalı’ başbakan duruma el atmış görünüyor ve kendine has üslubuyla “… çocuğumuz öyle nereye giderse gitsin olmaz. Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya…” diyerek sorumluluğu Münevver Karabulut’un ailesine atıyor. Ardından da alınmamaları için davulculara ve zurnacılara “…sizi kastetmedim…” diyor.
Read More
Başbakan merak etmesin! Başta davulcu ve zurnacılar olmak üzere, herkes başbakanın kimi kastettiğini çok iyi biliyor. Herkes için, özellikle de kızlarının kafası çöplükte bulunan bir aile için her şey o kadar açık ki… Biraz ahlaki erozyon biraz da ailevi değerlerin aşınması ve sonuç: Çöpte bulunan bir kesik baş!
Dile getirilen her söylem bir ideolojinin süzgecinden geçer ve öyle çıkar ağızdan… Yani, özellikle bir başbakanın ağzından çıkacak sözün ideolojinin terbiyesinden geçmeden dile geldiğini düşünmek saflık olur. Mesele sadece Kasımpaşalı olmak ile patavatsızlıkla kaba-saba bir insan olmak ile ilgili değildir. Ama, bu kadar samimi ve samimi olduğu kadar da pervasızca dile getirilen sözlerin de, böylesine Kasımpaşalı, böylesine patavatsız ve kaba-saba bir vücuda ihtiyacı vardır; orası başka!
O zaman başbakanın söylemi gibi ahlakı da ideolojiktir. İdeolojiktir, hem de dört bir yanı milliyetçi-mukaddesatçı boka bulanmış ve değdiği her yeri boka bulayacak kadar pis bir ideolojinin ürünüdür mevz-u bahis olan ahlak… O ahlak, erkek arkadaşı olan genç bir kızın başının çöplükte bulunmasını insan vicdanına reva görür; ama ne Türklüğünden ne de müslümanlığından şüphe edilemeyecek olan Hüseyin Üzmez’in reşit olmayan bir kız çocuğunun ruh sağlığını bozan cinsel davranışlarına tek bir söz edemez.
Korkaklıktan mı? Hayır.
Edemez; çünkü Münevver’e yapılanı reva gören zihniyetle on üç-on dört yaşında bir kızı taciz eden zihniyet aynı ahlak anlayışının ürünüdür de ondan! Hüseyin Üzmez kurbanı için “…benim himayemde olmasaydı ‘orospu’ olurdu…” derken aslında Tayyip Erdoğan ile aynı ahlak anlayışını paylaştığını da dile getiriyordu. Hüseyin Üzmez himayesindeki kız çocuğuna ‘sahip çıkmış’tı ve başbakan da Münevver’e sahip çıkılmamasından şikâyetçiydi.
Birinin baştan beri yaptığı şeye, diğeri “keşke daha önce yapılsaydı” diyor.
Aralarındaki benzerlik şaşırtıyor mu?
Bizce ortada şaşırtıcı bir şey yok.
Neden mi?
Çünkü ahlak ideolojiktir!
20 Temmuz 2009
{jcomments on}
YARINLAR