Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Adalet ayaklar altında! Normalleşen ne?

“Eli sopalı padişahın hık deyicisi çok olur” hesabı her olumlu gelişmeye methiyeler düzen yazar-çizer tayfası, düpedüz insan hakları ihlallerinin yaşandığı yargılamaları görmezden gelerek “artık hukukun normalleştiğinden” bahsedebiliyor!

adalet-ayaklar-altinda

Son günlerde “hukukun normalleşmesi”nden bahsedilir oldu. Çeşitli televizyon kanallarında ve bazı gazetelerde ısrarla üzerinde durulan konu bu: hukuk normalleşiyor. Bu söylemi ısrarla dile getirenleri okuduğunuzda bir olağanüstü durumdan, mesela bir cunta yönetiminden daha demokratik bir yönetime geçilmekte olduğunu, dolayısıyla olağanüstü döneme ilişkin sıkı hukuk kurallarının gevşemekte olduğunu düşüebilirsiniz. Nedir “anormal” olan hukuku “normal”leştiren gelişme? Kamuoyunda “Şemdinli Savcısı” olarak bilinen ve görevinden uzaklaştırılmış olan Ferhat Sarıkaya'nın göreve iade edilmesi yönünde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) verdiği karar. Yalnızca bir kurumun bu kararına bakarak hukukun “normal”leşmesinden bahsedebiliyor bazı köşe yazarları. Belli ki hukukun işleyişinde anormal başka hiçbirşey görmüyorlar.

Hukuka ilişkin fikriniz nedir bilemeyiz ama, adalet kavramı son günlerde iyiden iyiye farklı anlamlar kazanmaya başladı. Demek ki aslında evrensel bir adalet kavramından bahsetmek liberallerin söylediği kadar kolay değilmiş. Neden mi bahsediyoruz? Savcı Sarıkaya'nın, HSYK tarafından göreve iade edilmesinden AKP'ye demokrasi havarisi rolü biçen liberallerden bahsediyoruz.

Savcı Sarıkaya, 2006 yılında Şemdinli'de yaşanan provokasyon sırasında Van Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordu. Provokasyondan kısa süre sonra, olayla ilgili olarak, ordunun önde gelen kademelerinde yer alan subaylara dokunmaya cüret ettiği için görevinden alınmıştı. Sarıkaya'nın görevine iadesi elbette sevindirici bir karardır. Biraz geç de olsa memlekette “adaletin yerini bulması” iyi birşeydir. Ancak söz konusu HSYK kararından AKP'ye yalakalık yapma vazifesi çıkarmak o kadar da hayırlı değildir.

Eğer adalet anlayışından bahsedeceksek adaletin şuna ayrı buna ayrı işlemesine göz yummamamız gerekir. Daha iki gün önce düzmece Devrimci Karargah davasında yargılananların savunma yapma hakları ellerinden alındı. Ne için yargılandıklarını bile anlamadan en az 4 ay daha ve toplamda kimbilir kaç ay, kaç yıl olduğu belirsiz sürelerle, insanlar tutuklu yargılanıyorlar. Halihazırda bunlar yaşanırken adaletin dosdoğru işlediğinden kim bahsedebilir? Ama “eli sopalı padişahın hık deyicisi çok olur” hesabı her olumlu gelişmeye methiyeler düzen yazar-çizer tayfası, düpedüz insan hakları ihlallerinin yaşandığı yargılamaları görmezden gelerek “artık hukukun normalleştiğinden” bahsedebiliyor!

Normal olan hangisi? Paşaların yargılanmasını talep eden savcıların göreve iade edilmeleri iyidir de, henüz basmadıkları kitapları toplatılıp tutuklanan ve kendilerini mahkemeye götürecek cezaevi aracı bulunamayan gazetecilerin olması normal midir? Peki dünyanın en çok gazeteci tutuklayan devletlerinin bile iki katı sayıda gazeteci tutuklayan bir devletin adalet anlayışı da normal midir? Kitabı bombaya benzetip henüz basılmadan toplatılmasını savunabilen bir başbakanın 8 yıldır bu ülkeyi yönetiyor olması normal midir? Ergenekon, Devrimci Karargah, KCK davaları ile, kendisine en ufak bir zorluk çıkarabilecek her türlü muhalif grubu içeriye atmaya kalkan bir hükümetin varlığı normal midir? Her sınavın ardından yeni bir skandalın ortaya çıktığı merkezi sınav sisteminde gücü olanın her türlü dümeni çevirebildiği, olmayanınsa neredeyse donuna kadar aranarak girdiği, sonucu baştan belli olan sınavlardan medet umarak üniversiteye girmeyi, işe yerleşmeyi ümit ederek öylece oturması normal midir?

Hukukun “normal”leştiğini savunanlara diyecek çok fazla söz bulamıyoruz. Ancak adalet anlayışının yeniden sorgulanması gerekiyor. Bu memlekette dişleri çoktan dökülmüş bir ceberrut devlet heyulasıyla kavgaya tutuşan liberallerin gözleri neden her gün semirmekte olan canavarı görmez? O canavarın kanını emdiği halktan uzak durmak için her türlü taklayı attıklarından mıdır? Bunun cevabını siz verin. Cevabı kesin olan şeyse artık hukuku da adaleti de yeniden tanımlamamız gerekiyor. Çünkü bunların adaleti bize bir numara büyük geliyor. Başka bir dilden konuşuyorlar belli ki. Yoksa en azından köşe yazılarını okuyan hayli kalabalık ve bir o kadar da entelektüel bir kitlenin demir parmaklıklar ardından ettikleri küfürleri duymamak için sağır olmaları gerekir!

YARINLAR

18 Nisan 2011{jcomments on}

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99