Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

1 Mayıs: Emekçiler kol kola AKP'yi vurmaya!

gundem_icin_1_mayis_gorsel_2Taksim talebi bir mekan talebinin ötesine geçmiş ve Taksim AKP'yi hedef alan bir siyasal mücadele arenası olmuştur. Zaten memleketin herhangi bir köşesindeki emekçi mücadelesi, eğer çok yerel bir sorunla ilişkili değilse, politikleşip hedefine hükümeti koymak zorunda kalır.

Bundan tam iki yıl önce, 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlayacağız diyen emekçilere Tayyip Erdoğan'ın cevabı “ayaklar baş olursa kıyamet kopar” olmuştu. Tayyip Erdoğan o açıklamasında tam bir sınıf güdüsüyle davranmış, emekçilerin iktidarından ne kadar çok korktuğunu belli etmişti. Peki ne oldu da bu 1 Mayıs'ta Taksim'i emekçilerin kutlamalarına açmaya karar verildi? Bunun birden fazla nedeni var tabi, biz en önemlisini söyleyelim:

AKP ve beraberindeki tarikatlar koalisyonu devlet ile toplumu yeniden dizayn etme operasyonunun en önemli aşamasında olduğunu biliyor ve bu sürecin gereklerine göre davranıyor. Zira Anayasa reformu ve yaklaşan genel seçimlerin yürüttükleri iktidar mücadelesinde son aşama olduğunu iyi biliyorlar. Bu nedenle, böyle bir süreçte demokratlığına halel getirmemek AKP için her şeyden çok daha önemli. AKP bir yıl içerisinde bu hedefine ulaşabilirse, bundan böyle dilediği gibi at koşturabilir. İşte o zaman halihazırda çokça başvurduğu dayağın, işkencenin, zulmün alasını uygulayabilir. Demek ki, AKP bu 1 Mayıs'ta Taksim'i açtı diye “Ne kadar güzel, işte yanlışlarından döndüler!” demenin alemi yoktur. Aksine; TEKEL işçilerinin son Ankara ziyaretinde polisin işçileri Ankara'nın girişlerinde durdurması ve peşlerinden bir an bile ayrılmamış olması, AKP'nin emekçiye bakışını çok açık bir biçimde göstermiştir.

Son üç yıldır verilen Taksim mücadelesinin başarılı olmasının nedeni siyasal bir kutuplaşma yaratabilmesinden kaynaklanıyor. Bu anlamıyla Taksim talebi bir mekan talebinin ötesine geçmiş ve Taksim AKP'yi hedef alan bir siyasal mücadele arenası olmuştur. Zaten memleketin herhangi bir köşesindeki emekçi mücadelesi, eğer çok yerel bir sorunla ilişkili değilse, politikleşip hedefine hükümeti koymak zorunda kalır. TEKEL eylemi bunun en önemli göstergesi olmuştur.

Gençlik de 1 Mayıs'ı böyle anlamak zorundadır. Devletin resmi verilerine göre her dört gençten birinin işsiz olduğu ülkemizde, iş isteyen gençler karşılarına derhal hükümeti almak zorundadırlar. Eğitim fakültelerinden mezun olup da yıllardır atama bekleyen gençlerin AKP'yi hedef almaktan başka nasıl bir çıkar yolları olabilir? Günümüzün en somut olgusu; iş isteyen, sosyal güvence isteyen, geleceğini isteyen gençliğin haklı taleplerini iktidarın yüzüne vurmadan bunu yapamayacağı gerçeğidir. Ya geleceğimize yön vermek için meydanlara çıkacağız ya da kredi kartına 10 taksitle yaptımız harcamaların ödeme sarmalında tükeneceğiz. Çocuklarımıza ya özgür bir düşünce mirası bırakacağız ya da Fethullah Hoca'nın ağlamaklı vaaz kasetlerini. 1 Mayıs'a gitmek ya da gitmemek böyle de yaşamsal bir anlam taşır.

Bu bilinçle haydi 1 Mayıs'ta alanlara!

YARINLAR

26 Nisan 2010{jcomments on}

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99