Anasayfa İçerik Güncel Yazılar Sosyalistler Cumhuriyet’i savunmalıdır

Sosyalistler Cumhuriyet’i savunmalıdır

taksim-aniti-tc-sscbAKP ve günümüz devlet düzenini zayıflatacak her siyasi çıkış içinde barındıracağı tüm olumsuzluklara rağmen en genel anlamıyla olumludur. 29 Ekim’de 1. Meclisten başlayacak olan yürüyüş, düzenleyenler ile sosyalistler arasında süregelen sorunlar üzerinden değil somut koşullarının tahliline dayanan bu siyaset ekseni etrafında değerlendirilmelidir.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı bu yıl iki farklı kutlama üzerinden canlı bir siyasal kutuplaşmaya sahne oluyor. Bir tarafta cumhuriyetin tüm kazanımları ile sıkı bir hesaplaşmaya giren ve onun egemenliğindeki devletin hipodromda düzenlediği törenler diğer yanda 2007 yılındaki Cumhuriyet Mitingleri’nden bu yana dibe vuran ulusalcı cumhuriyetçi muhalefetin örgütlediği yürüyüş. Sosyalist sol bu kamplaşmanın herhangi bir yerinde konumlanmadı. Cumhuriyet Mitingleri döneminde yüksek sesle söylenen “ne o ne bu” siyaseti 2012 gündeminde daha kısık sesle de olsa sürdürülüyor.



Geçmişe dönerek Cumhuriyet Mitingleri üzerine yapılan tartışmaları tekrarlamamak için bugün birkaç ciddi nedenimiz var:
1. 2007’den bu yana AKP’nin devlet ve hakim sınıflar açısından niteliği ciddi biçimde değişti. 2007’de iktidar pozisyonunu korumak gibi bir önceliği olan AKP bugün tüm devlet mekanizmasının tek hakimi konumundadır. Sosyalist solun bu ortamdaki en belirgin siyasal hedefi AKP ve onun yönettiği devlet mekanizması olmalıdır. Bu odağı zayıflatacak her siyasal hamle en genel anlamıyla olumlu, bu odağı güçlendirecek her hamle de niyetinden bağımsız olarak olumsuzdur.

2. 2007 ve öncesinde ulusalcı – cumhuriyetçi kesimleri belli oranda yönlendiren ya da bu potansiyeli barındıran eski devlet mekanizması tamamen tasfiye edildi. Bir devlet söylemini yeniden üreten bu siyasal hat 2012’de daha çok halkçı ve kendisi dışında ezilen halk kitlelerinin sorunlarına daha duyarlı hale gelmiştir. 80’lerden 90’ların sonuna kadar sosyal demokrat, 2000’lerle ulusalcı – cumhuriyetçi çizgide yer alan geniş bir kitle uzun zaman sonra ilk kez bu dönemde sosyalist solun diyalog kurabileceği bir pozisyonda durmaktadır.

3. 2007’den bugüne kadar Türkiye’de tam bir rejim değişikliği süreci yaşanmaktadır. Cumhuriyet tarihi boyunca Cumhuriyetin kazanımları ile yetinmeyen, Türkiye’nin emekçi halkı için Kemalist Devrim’in çok daha ötesinde kazanımları hedefleyen sosyalist sol, bugün Cumhuriyet’in kazanımlarının birer birer yıkıldığı koşullarda kendi siyasetine bu kazanımları korumayı da eklemelidir.

Türkiye’nin içine sürüklendiği bu süreç 2007 öncesinde de okunabileceği gibi o gün tartışma konusu olabilecek bazı konular bugün berrak bir biçimde sonuçlanmıştır.

Sosyalist solun görevleri ve siyaset alanı ülkenin içinden geçtiği 10 yıllık rejim değişikliği dönemi ile bir hayli genişlemiştir. Sol siyasetin çerçevesi emekçi halkın gündelik çıkarlarının savunulduğu bir ekonomik mücadele ile sınırlı tutulduğunda ve ülkenin içinden geçtiği bu rejim değişikliğine tepkisiz kalındığında ortaya gerçek bir siyaset çıkması beklenemez.

Bugün cumhuriyetin kazanımlarının savunulması sosyalistlerin temel görevlerinden biridir. Bu anlamda 29 Ekim günü 1. Meclis önünden başlayacak yürüyüşe katılacak kitle diyalog ve bağ kurmak da önemlidir. Çağrısını TGB’nin yaptığı, CHP Genel Başkanı’nın “renklendireceği” bir yürüyüş kendine sosyalist diyen insanlar için birçok haklı gerekçe ile pek sempatik gelmeyebilir. Ancak siyaset bir sempati ve söylem yakınlığı işi değildir.

TGB’nin Kürt Hareketine karşı düşmanca yaklaşımından CHP’nin pasif çizgisine kadar bazı kabul edilemez yaklaşımların kitle içinde yer alması şaşırtıcı olmayacaktır. 19 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenen yürüyüşe hakim olan “Türk gençliği” vurgusu gibi sol değerlerin yanından geçmeyecek siyasal sloganlar Ankara’da da kitleye sunulacaktır.

Sorun AKP’ye meşru zeminlerde muhalefet etmeyi hedefleyen geniş bir kitleye bir siyaset götürme ya da aynı kitleyi faşist ve benzeri yakıştırmalarla yok saymak arasındaki farkı aşabilmektir.  Sosyalistler sosyal demokrat ve cumhuriyetçi kaygılarla hareket eden bu kitleye Kürt hareketi ile doğru ve olumlu bir ilişki kurmanın yolunu açacak, Türk olmak gibi anlamsız bir temelden uzaklaştıracak ve cumhuriyet mevzilerini emek eksenli bir zeminden savunacak bir siyaseti götürmek zorundadır.

AKP ve günümüz devlet düzenini zayıflatacak her siyasi çıkış, içinde barındıracağı tüm olumsuzluklara rağmen en genel anlamıyla olumludur. 29 Ekim’de 1. Meclis'ten başlayacak olan yürüyüş, düzenleyenler ile sosyalistler arasında süregelen sorunlar üzerinden değil somut koşullarının tahliline dayanan bu siyaset ekseni etrafında değerlendirilmelidir.

Yarınlar