Anasayfa İçerik Güncel Yazılar ODTÜ öğrencilerinin tahliyelerinin ardından: Şimdi bir adım daha atalım ve bu ateşi yayalım! - Uğur Yıldırım

ODTÜ öğrencilerinin tahliyelerinin ardından: Şimdi bir adım daha atalım ve bu ateşi yayalım! - Uğur Yıldırım

odtu aralik_2012Her durumda sözümüzü ön plana çıkaracağız. Kalıplaşmış sloganlara, günün heyecanını içeremeyen sözlere itibar etmeyeceğiz. Sözümüz sivri ve yaratıcı olmak zorundadır. Okuyanın, duyanın gönlünü fethetmeliyiz. Yaratmak ve üretmek için bütün zihnimizi zorlayacağız. Şimdi bir adım daha atmak zorundayız. Korkmadan, şablonlara hapsolmadan, kendimize güvenerek ve üreterek…

Tarih bazen fırsatları ayağınıza getirir. Miskinlikten başınız dönmüş ve ayağa kalkamaz haldeyseniz bu fırsatları değerlendirme imkânınız da yok demektir. Harekete geçmemek için bir bahane her zaman vardır. Kimimiz solun halinden memnun değildir, kimimiz ailemize karşı sorumluluk hissiyle bir türlü başa çıkamıyordur, kimimiz yaklaşan sınavları bahane göstermek eğilimindedir, kimimiz ben bu işlerden elimi eteğimi çektim havasında daha otuzuna varmadan yaşlanmış gibidir… Kısacası bir bahane her zaman vardır ya da istenirse her zaman yaratılabilir. Ancak ve ancak bahanelere değil de olanaklara gözünü diken bir gençlik kuşağı başarı kazanabilir. Bahanecilik insanı boyun eğmeye zorlar. Ayağına pranga vurur. Geleceğe ömür boyu ödenmek zorunda kalınacak banka kredilerinden başka bir şey bırakamaz. Bütün Türkiye’nin içinde bulunduğu durum gibi…

Peki, bu tarihi fırsat nedir? Bunu tarif etmekle başlamalıyız. 10 küsur yıllık AKP hükümetleri döneminde; AKP ve cemaat marifetiyle hayatımızın her alanı kuşatılmış, sesi çıkan her kim varsa zindana tıkılmış ve tıkılmak istenmektedir. Komplonun her türlüsü rutin bir uygulama haline gelmiş, polis terörü her alana yayılmış ve ülkemiz faşizme doğru ilerlemektedir. Karanlığa ve zulme karşı suskun kalmak ise toplum genelinde bir alışkanlığa dönüşmüş gibidir. İşte bu karanlığı keskin bir çığlıkla yırtabilme olanağı bugün üniversitelerin ve özellikle ODTÜ’nün başarabileceği bir görev mertebesine yükselmiş durumdadır. Başbakana karşı cüret gösterebilen bir ODTÜ bütün toplumun odak noktası olmuş ve diktatörlük rejimine karşı gerçek bir umut ışığı yakmıştır. Bütün toplumun gözü üniversitelere ve ODTÜ’ye dönmüştür. Üniversite gençliğiyse üzerine dönen gözlere bakıp, “Diktatörlük rejimini yıkacağız! Bağımsız ve özgür Türkiye’yi kuracağız.” diyebilmelidir.

Diktatörlük rejimine karşı ODTÜ’den ve üniversitelerden başlayan bir karşı hegemonya ve toplumsal hareket gelişmesi mümkündür. Bunun için:

1. Her durumda polis şiddetini teşhir edecek bir taktik izlenmelidir. Bunun için özenle her eylemde polisin hareket tarzını kamuoyuna yaymalıyız. Bu, polisle karşı karşıya gelmekten kaçmak anlamına asla gelmez. Biz haklarımızı kullanacağız, eylemlerimizi örgütleyeceğiz, sözümüzü söyleyeceğiz. Eğer polis saldırmaya devam ederse, polisi teşhir edeceğiz ve kendimizi koruyacağız. Ancak her durumda sözümüzü ön plana çıkaracağız. Sözgelimi Suriye savaşıyla ilgili bir gösteri örgütlendiyse “Üniversite öğrencileri hükümetin Suriye politikasına itiraz etmek için sokağa çıktılar ve polis saldırısına maruz kaldılar” dedirteceğiz. Ya da tutuklu öğrenciler söz konusuysa “tutuklu arkadaşlarına sahip çıkan öğrencilere biber gazı ile müdahale edildi” dedirteceğiz.

2. Asla öğrencilerden, hocalarımızdan, üniversite personelinden ve genel olarak toplumdan kopmayacağız. Her eylemimizi nasıl sonuçlar yaratacağını düşünerek planlayacağız. Öğrenci hareketine karşı toplumda bir sempati dalgası oluşturmalıyız. Tıpkı 68 gençliğinin yaptığı gibi.

3. “Fikirler ve yaratıcılık” her şeyden üstündür. Bunu hiçbir zaman unutmayacağız. Kalıplaşmış sloganlara, günün heyecanını içeremeyen sözlere itibar etmeyeceğiz. Sözümüz sivri ve yaratıcı olmak zorundadır. Okuyanın, duyanın gönlünü fethetmeliyiz. Yaratmak ve üretmek için bütün zihnimizi zorlayacağız. Bu nedenle, kısa videolar, tiyatro gösterileri, mizahi unsurlar, görsel sanatlar hep bir parçamız olmak zorundadır.

Şimdi bir adım daha atmak zorundayız. Korkmadan, şablonlara hapsolmadan, kendimize güvenerek ve üreterek…