Anasayfa İçerik Güncel Yazılar Kıdem tazminatı sendikayı ne tarafa düşürür? - Özgür Hüseyin Akış

Kıdem tazminatı sendikayı ne tarafa düşürür? - Özgür Hüseyin Akış

AKP iktidarları sürecinde işçi sınıfı haklarının birçoğunu kaybetti. Açıktır ki bu dönemde emek düşmanı taarruza (özelleştirmeler, güvencesiz çalışma koşulları, emeklilik yaşının yükseltilmesi vb.) esaslı bir cevap veremeyen sendikaların, işçi sınıfının kazanılmış en önemli haklarından birisi olan kıdem tazminatının kaldırılmasının önüne geçmeleri için taşeronlaştırmaya, güvencesiz çalışmaya karşı bütünlüklü bir mücadele alanı örmeleri gerekir.

kidem-tazminatAKP’nin özelleştirme karnesi

Türkiye’de 1986 yılında başlayan özelleştirmelerin toplam payı 39 milyar 600 milyon 581 bin dolar ve bu özelleştirmelerin 30 milyar 734 milyon dolarlık bölümü AKP iktidarı döneminde gerçekleştirildi. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) verilerine göre 1986 yılından bu yana yapılan 39 milyar 600 milyon 581 bin dolarlık özelleştirmenin 20 milyar 257 milyon dolarlık bölümü blok satışlardan elde edildi. Blok satışların payı toplam özelleştirme uygulamaları içinde yüzde 51 oldu. Toplam özelleştirme tutarının 10 milyar 275 milyon dolarlık bölümü tesis ve varlık satışından, 7 milyar dolarlık bölümü halka arzlardan, 1 milyar 261 milyon dolarlık bölümü İMKB'de satışlardan, 4 milyon 369 milyon doları yarım kalmış tesis satışından, 712 milyon 311 bin dolarlık bölümü bedelli devirlerden oluştu.)

Özelleştirmeler doğası gereği güvencesiz çalışmayı ve esnek çalışma koşullarını da beraberinde getiriyor. İşçi cinayetleri ve güvencesiz çalışma koşulları ekonomik büyüme hızına orantılı olarak artarak devam ediyor. İş kazaları istatistiklerinde dünyada ikinci sırada yer alan Türkiye’de şu günlerde kıdem tazminatının kaldırılması konuşuluyor.

Kıdem tazminatı ve güvencesiz çalıştırma
Kıdem tazminatı işçiler için ne anlama geliyor? İşçinin istihdamını devam ettirebilmesi için küçük de olsa bir güvence olan kıdem tazminatı aynı zamanda 12 ay çalışan bir işçinin aldığı ücret üzerinden brüt 30 iş gününün işçinin isteği dışında ve işçinin işten zorunlu haller durumunda ayrılmasıyla patronun işçiye ödemekle hükümlü olduğu ücretti. Peki, sermaye için kıdem tazminatının kaldırılması ne anlama geliyor? Yakın bir gelecekte yaşanması muhtemel olan bir krizde faturanın tümünü işçilere kesip, rahatça işçi çıkartmalarının önünün açılması, esnek çalışma saatleri, sigortasız işçi çalıştırmak ve diğer birçok “avantaj”.

AKP tarafından ortaya atılan bir diğer öneri ise kıdem tazminatının kapsamlı bir değişiklikle anlamsızlaştırılması. Yılda 1 maaş ücreti ödemekle hükümlü olan patronun 20 yılda 6 ay maaş ödemesi ve bununda kıdem tazminatı fonu olarak değiştirilmesi de seçenekler arasında duruyor.

Yapılacak olan değişiklikle ilgili, hükümetin görüşlerini açıklayan Çalışma Bakanı'nın bu tazminatın patronlar tarafından ödenmediğini söylemesi bir itirafın ötesinde bir gerçeklik. Taşeronlaştırmayla birlikte güvencesiz ve sigortasız çalıştırmanın hızla yaygınlaştırıldığı bu dönemde birçok işçinin sigortasız, güvencesiz çalıştırıldığını ve bu yüzden kıdem tazminatı hakkının da pratikte oluşmadığını gözler önüne seriyor. Kıdem tazminatı gibi bir derdi olmayıp aylık maaşını alıp alamayacağı gibi mecburen daha gündelik sıkıntıları olan, sigortasız, güvencesiz çalıştırılan inşaat işçileri, mevsimlik işçiler, evde çalışanlar için ise kıdem tazminatı bir anlam ifade etmiyor.

Sendikalar kıdem tazminatı hakkını koruyabilecek mi?
AKP iktidarları sürecinde işçi sınıfı haklarının birçoğunu kaybetti. Açıktır ki bu dönemde emek düşmanı taarruza (özelleştirmeler, güvencesiz çalışma koşulları, emeklilik yaşının yükseltilmesi vb.) esaslı bir cevap veremeyen sendikaların, işçi sınıfının kazanılmış en önemli haklarından birisi olan kıdem tazminatının kaldırılmasının önüne geçmeleri için taşeronlaştırmaya, güvencesiz çalışmaya karşı bütünlüklü bir mücadele alanı örmeleri gerekir. Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu hükümetin böyle bir çalışmasının olmadığını, çıkan bu haberlere gülünüp geçilmesi gerektiğini söylüyor, Tekel, Tüpraş, Telekom özelleştirilirken; mezarda emeklilik yasası geçerken gülüp geçtiğimiz gibi mi? Sektörel anlamda ayrılan sendikalar işçi sınıfının bütünün ilgilendiren bir saldırya sadece kendi sendikalarına üye işçilerin haklarını korumak adına izleyecekleri mücadele başlıklarıyla bu saldırıların geri püskürtülmesini sağlamayacaktır. Geliştirilecek mücadele, hakların bu haliyle kalmasını savunmak göstermelik bir direnişin emaresi olsa da işçiler adına daha ileri düzeyde hak talep etmemenin, varolan hakların da ellerimizden alınmasına sebebiyet verdiği görülmektedir. Zaman, sendikalar içerisindeki sektörel ayrılıkların ve sendikalar arasındaki rekabetin -aynı konfederasyona bağlı sendikların da dahil olduğu- yarattığı ayrışma sona erdirilip sermaye örgütlerinin ve AKP’nin saldırılarını durdurup ellerimizden alınan haklardan başlayarak yeni haklar talep edeceğimiz işçi sınıfının çıkarlarını “gerçekten” savunan sendikalar yaratmanın zamanıdır.

Kaynakça:

http://www.tuik.gov.tr/

Güvencesizleştirmede ustalık dönemi (2)- Kıdem tazminatını işçiler mi ödeyecek? –Denizcan Kutlu
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=38826{jcomments on}