Anasayfa İçerik Güncel Yazılar Emek’ine sahip çık! - Şafak Doğu

Emek’ine sahip çık! - Şafak Doğu

emek-sinemasi yiktirmayacagizUzun yıllar boyunca kentliler için “unutulmaz filmlerin izlendiği bir mabet” olan sinema sadece boş vakitlerini geçirenlerin herhangi bir filmi izleyip çıktıkları ve hayatlarına aynen devam ettikleri sıradan bir işletme değildir. Basit bir internet taramasıyla bile özellikle orta yaşlı İstanbulluların anılarında Emek Sineması’nın yerinin ne denli büyük olduğu anlaşılabilir.

24 Aralık cumartesi bir eylem çağrısı var. Çayların kahvelerin termoslara doldurulup uyku tulumları ve battaniyelerle birlikte gidilmesi için çağrıda bulunulan bir eylem. Emek Sineması yıkılmasın diye nöbet tutmaya çağırıyor Emek Severler/Emek Sevenler. Bu günlerde en temel hakkımız olan özgürlüklerimizi o kadar haksız, sudan sebeplerle kaybedebiliyoruz ki anılarımızı, hayatlarımızı, düşüncelerimizi güzelleştiren mekanların elimizden alınmakta olduğunu duyamayacak, duysak da tepki veremeyecek haldeyiz aslında. Ancak bu sefer sadece bir mekan yıkılma tehdidiyle karşı karşıya değil, aynı zamanda Nisan 2010’dan bu yana Emek Sineması’nı yıktırmamak için kamuoyunun verdiği emek de boşa çıkmak üzere, yani her şekilde Emek’imiz tehlikede!

Zaten yıllardır belli aralıklarla, dedikodu sandığımız ya da öyle olmasını umduğumuz, Emek Sineması ha yıkıldı ha yıkılacak şeklinde haberler çıkıp duruyordu. 20.06.2006 gün ve 2006/10172 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda Yenileme Alanı olarak gösterildiğinde sadece bir dedikodu olmadığından emin olduk.

Emek Sineması’nı neden yıktırmıyoruz?
Bizleri harekete geçirmek için gerekli olan sebeplerden belki de en sonuncusu olsa da 1884 yılında Mimar Alexandre Vallaury tarafından projelendirilen bu bina 875 koltuğuyla (internetteki çeşitli kaynaklarda geçtiği üzere) İstanbul’un en büyük sinema salonu olarak biliniyor. (Tabii ki öyle mi değil mi diye bir araştırma yapmadık, en büyüklük en küçüklük ne kadar önemli olabilir ki Emek Sineması’nın sinema severlerin hafızalarındaki ve İstanbul’un kültür hayatındaki yeri karşısında.) 1958 yılında Emekli Sandığı’nın mülkiyetine geçip Emek adını alıncaya dek Art-Nouveau üslubundaki salonun perdesinin iki yanında yer alan melek figürlerinden dolayı Melek adıyla anılagelmiştir bu salon. Uzun yıllar boyunca kentliler için “unutulmaz filmlerin izlendiği bir mabet” olan sinema sadece boş vakitlerini geçirenlerin herhangi bir filmi izleyip çıktıkları ve hayatlarına aynen devam ettikleri sıradan bir işletme değildir. Basit bir internet taramasıyla bile özellikle orta yaşlı İstanbulluların anılarında Emek Sineması’nın yerinin ne denli büyük olduğu anlaşılabilir. Daha genç nesiller içinse Emek Sineması film festivali deyince ilk akla gelen mekanlar arasındadır. Yaşlanan binada mekansal kaliteyi sunmanın ve son teknolojik gelişmeleri takip etmenin çok pahalı olmasından dolayı çok eleştiriler almıştır, son yıllarda cep sinemalarda üç beş boyutlu film izlemeye alışan kuşağa belki yetmemiştir ama sinema işletmeciliğinin sadece film göstermek, hele hele para kazanmak olmadığını da kanıtlamıştır yeri geldiğinde; Recep İvedik’in “bu sinemada” asla gösterilmeyeceğini seyircilerine bildirirken.

Az gitmiş uz gitmiş bu zamana kadar gelmiştir Emek Sineması ya, artık yolu kapanmıştır. İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nin 12.05.2010 tarihinde Emek Sineması için öngörülen projenin “uygulanması halinde telafisi güç ya da imkansız zarar doğuracak nitelikte olduğu” gerekçesiyle verdiği yürütmeyi durdurma kararını 01.12.2011 tarihinde aynı mahkeme iptal etmiştir. Oysaki 14.12.2010 tarihinde üç uzmandan oluşan bilirkişi heyetinden ikisi projenin kültür dokusuna uygun olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. Ayrıca 2010 Nisan ayından beri ciddi bir kamuoyu mücadelesi verilmektedir Emek Sinemasını yıktırmamak için. Geçtiğimiz 1 Aralık’ta verilen iptal kararından sonra itiraz hakkı bulunsa da yargı kararlarına en ufak güvenimizin kalmadığı şu günlerde yargıdan gelecek adaleti beklemek fazla iyimserlik olacaktır. Bu nedenledir ki yıkıma göz yummamak için “Emek nöbetleri”ne başlama çağrısına ses verin. Para kazandırmayan Emek Sineması’nı yıkıp yerine “aslını taklit eden” sahte tarihi eserlerin dikilmesine göz yummamamız gerektiğini düşünüyoruz. Onarılamayacak durumda olan ve içinde yaşayanların hayatlarını tehdit eden yüz binlerce belki milyonlarca yapı varken bir asrı aşkın süredir dimdik ayakta kalan Emek Sineması’nın da içinde bulunduğu Serkildoryan Bloku’na el uzatmanın iddia edildiği gibi “kamu yararına” olma ihtimali asla yoktur ve olamaz. Hele ki yerine, yanı başında iki kaçak katıyla bir ucube gibi yükselen Demirören AVM’nin ikizi yapılacaksa, bu işte kamunun zararı olacağı kesindir. Serkildoryan İşhanı bütünüyle onarılmalı ve kamunun kullanımına iade edilmelidir.

Tüm bunlar ilginizi çekmediyse ve “eee bana ne” diyorsanız, hatırlatmakta yarar var. Tarihi İnci Pastanesi de Serkildoryan Bloku’nun yıkılmasıyla yerle bir olacak tarihi işletmeler arasında. Ama “ben profiterolümü AVM’de de yer, çok boyutlu filmimi izlemeyi beklerken de zincir kahve mağazalarından birinden aldığım ‘latte’mle vitrinlere bakarım” diyorsanız söyleyecek bir şeyimiz yok. 24 Aralık cumartesi günü ve sonrasında siz başınızı kuma gömmeye devam edebilirsiniz!