Özel üniversitelerin birçoğu ve bazı devlet ünversiteleri, dereceye girip o üniversiteyi tercih eden öğrencilere binlerce TL karşılıksız burs, dizüsütü bilgisayar, araba, yat ve kat gibi “hediyeler” vaadediyor. Bu reklam kuşağına dahil olan üniversitelerden biri ise televizyon kanallarında yayına verilen “I Brain ODTÜ” temalı reklamıyla ODTÜ oldu.
LYS sonuçlarının açıklanmasına müteakip başlayan tercih dönemi milyonlarca gencin ve ailenin gündemlerinin üst sıralarına yerleşti. Tercih döneminin başlamasına müteakip gelen tercih tacirliği dönemi ise yine gerek kentlerimizin dört bir yanını sarmış billboardlarda ve seçim bürosundan hallice kurulan “tercih çadırları”nda; gerekse de televizyon kanallarımızda yapılan “Doğru Ahmet'in Tercihi” temalı programlarda boy göstermeye başladı. 12 Eylül sonrasında yükseköğretim alanındaki neo-liberal dönüşümün en hızlı ve azgınca uygulamaya konduğu AKP iktidarları döneminin-özellikle de YÖK'ün dizginlerini eline aldıktan sonra- bu alanda yapıp ettiklerinin bir çerçevesini kısaca şu şekilde çizebiliriz: Ulaşımdan sağlığa, barınmadan altyapı hizmetlerine diğer bütün kamu kurumları ve kamusal hizmetlerde yaşandığı üzere devletin yükseköğretime desteğini kademeli olarak azaltması ve nihai olarak kesmesi, kamusal bir hak olan yükseköğrenimin vakıf üniversiteleri namıyla kurulan özel üniversitelere tamamen devredilmesi ve bu devrin gerek akademik kadrolar nezdinde gerek öğrenciler nezdinde teşvik edilmesi, Bologna süreci gibi Avrupa Birliği güdümlü dönüşümlere atılan imzalar ile Türkiye'deki bu dönüşümün emperyalizmin çıkarları eksenine oturtulması ve son olarak Bilim düşmanı dinci gerici bir müfredatın ve ideolojik olarak bu bilim düşmanı çerçeveyi ideolojik olarak sahiplenmiş kadroların zorlanabildiği ölçüde yükseköğretime yedirilmesi...
Tabi bir de AKP eliyle açılan yüzlerce yeni üniversite veya Tayyip Erdoğan deyimiyle “her isteyen üniversiteli olacak” kampanyası var ki, geniş bir tartışmanın konusu olsa da, akademik yeterlilik açısından kocaman bir sıfıra, mekansal açıdan ise iki veya üç beton blokun birleşimine tekabül eden bu yeni üniversite tipi dalgasının en basit anlamda AKP'nin siyasi propaganda araçlarından biridir diye söyleyip geçebiliriz şimdilik.
Başta belirttiğimiz üzere, yükseköğretim alanında süregelen neoliberal sürecin meyvesi olarak, bu tercih döneminin “yıldızları” yine özel üniversiteler... YÖK'ün ilk defa, dereceye giren ilk 5000 öğrencinin bilgilerini gizli tuttuğu 2011 tercih dönemi; dereceye giren öğrencileri kaparak “markalaşmak” isteyen özel üniversiteler için bir reklam muharebesine dönüşmüş durumda. Şu aralar meydanlarda her gün onlarca özel üniversitenin açtığı tercih çadırları ve billboardları dolduran "Sendeki ışığı gördük", "Bilgi'ye gelin bilgili olun", “Öğrencilerimiz sünepe yurt köşelerinde değil villalarda yaşayacak” minvalinde reklamlar süslüyor kentlerimizi. Aynı şekilde mevzubahis özel üniversitelerin birçoğu ve bazı devlet ünversiteleri, dereceye girip o üniversiteyi tercih eden öğrencilere binlerce TL karşılıksız burs, dizüsütü bilgisayar, araba, yat ve kat gibi “hediyeler” vaadediyor. Bu reklam kuşağına dahil olan üniversitelerden biri ise televizyon kanallarında yayına verilen “I Brain ODTÜ” temalı reklamıyla ODTÜ oldu. Reklam filminin gösteriminden sonra ise güya “Devlet okulu reklam verir mi?” diye celallenen YÖK hukuksal inceleme başlattı. İlk bakışta şaşırtıcı gibi görünen bu gelişmeyi doğru okumakta fayda var. Bir devlet üniversitesi, hele de ODTÜ gibi eski ve Türkiye'nin öncü üniversitelerinden biri neden bir reklam filmine ihtiyaç duysun ki? Peki ya boy boy reklam veren onlarca özel üniversite varken, ODTÜ'nün reklamı YÖK'ü neden bu denli celallendirdi?
ODTÜ'den yapılan açıklamaya göre reklamın çekilme nedeni; normalde mektup ve kargo yoluyla ulaşılan dereceye giren ilk 5000 öğrenciye bu şekilde ulaşılmasının mümkün olmadığı... Yani, reklam muharebesine ODTÜ'den bir cephe açmak... Şüphesiz ki, özel üniversite statüsünde olan ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü'nün reklamını yapmak bu reklam filminin başat amaçlarından biri... Fakat bu gayenin ötesinde; "Süper üniversite, en eski en iyi üniversitelerden biri, teknik üniversite" olarak halk nezdinde nam salan ODTÜ'nün böyle bir reklam filmi çektirmesinin sebebi gerçekten de AKP'nin süratle açtığı yüzlerce üniversite ve hep destek tam destek sağladığı özel üniversitelerin yarattığı çekim alanının artık ODTÜ'ye hem akademik kadro hem de öğrenci talebi açısından ciddi ciddi kan kaybettirdiği gerçeği... Bugüne değin ODTÜ tabiri caizse yalnızca "adıyla" bir reklam filminden kat be kat daha fazla etki yaratabilirken gelinen süreçte ciddi bir değişim olduğu gün gibi açık. Bu durumu, başta genel bir çerçevesini çizdiğimiz yükseköğretimde süren neo liberal sürecin bir meyvesi olarak tahlil etmek gerekir. YÖK'ün celallenme sebebi ise tamamen yükseköğretime çekilen neo liberal operasyonu sekteye uğratacak bütün çatlakları kapamak olarak değerlendirilebilir. Basına yansıdığı üzere, ODTÜ'ye açılan hukuki soruşturma kamuoyundan gelen şiddetli tepki neticesinde sonlandırıldı fakat AKP/YÖK'ün rahatsızlığı elbette baki kalacak. Sonuçta dediğimiz gibi yine o 5000 öğrenciye talip olan özel üniversiteler "marka" olmak için kapıda bekliyor ve AKP/YÖK'ün tercihi de doğal olarak bu üniversitelerden yana.
Başka bir yazının konusu olmakla beraber yeri gelmişken belirtelim; ODTÜ yönetiminin reklam filmi için “dünyayı değiştiren ODTÜlüler” iddiasıyla çoğunluğunu CEOlardan, iş adamlarından, burjuva gazetecileri ve entelektüellerinden oluşturduğu mezun seçimi ODTÜ'nün bir üniversite olarak öğrencisi, çalışanı ve akademisyeni ile tarihi boyunca verdiği mücadeleler sonucunda, emek emek örülerek kazanılan değerlere bir küfür niteliği taşımaktadır. ODTÜ, tarihi boyunca kendisine mal olduğu üzere, halk için bilim üreten, bilimi halkın anlayamayacağı ve sırça köşklerde yaşayan seçkinlerin bir uğraşı olarak değil; kendisini halkın dışında tanımlamayan öğrencilerin, akademisyenlerin, çalışanların halkın bağrında ve halkın yararına çalıştığı bir alan olarak tanımlayan ve üreten, devrimci ve aydınlanmacı bir birikimin yükseköğretim alanındaki temsilcilerinden biridir, sermayenin elçilerinin değil!
4 Ağustos 2011{jcomments on}