
Karşımızda herhangi bir burjuva partisi değil de bir sınıf iktidarını kendi bünyesinde cisimleştirmiş bir iktidar görüyorsak, bu iktidarın pekiştirilmesine yönelik bir öneriye “buyur geç” diyemeyiz. Devrimcilerin sorumluluğu her durumda en temiz tutumu aramak değil, açık bir devrimci seçeneğin bulunmadığı koşullarda dahi karşı devrimin merkezi ile fiilen dövüşmektir. Asıl temiz iş bu kavganın kendisidir..
İçindekiler...
Kılıçdaroğlu ve yeni CHP'nin temel söylemini test etmeye yetecek kritik bir soru var aslında: Olası bir CHP iktidarı TEKEL işçilerinin sorunlarını çözebilir mi? Kritik dedik çünkü TEKEL işçisinin meselesi tüm Türkiye emekçi halkının meselesinin temelinde yatıyor. Bölgesel sınırlılıklara sahip olmayan, ülke genelinde geçerli, emekçilerin iş ve yaşam haklarını doğrudan ilgilendiren temel bir meseledir TEKEL. Bir nevi turnusol kağıdıdır.
İçindekiler...
Bu anlayış kenti insanlar için değil, rant ve spekülatif çevreler için yönetmek istemektedir. Bu nedenle, ne özel araç sahipliği ve buna uygun bir ulaşım anlayışı ne de toplu taşım hizmetlerinin piyasa mantığıyla fiyatlandırılması sürpriz değildir.
İçindekiler...
İşçi sınıfı, bu sefer, fabrikalardan tarlalardan gelip ‘sınıf’ olmamıştır. Mezardan çıkmıştır! Mezardan nefes alabilmek için çıkılır, yaşayabilmek için! Mezardan çıkar çıkmaz karşısında burjuvazinin hükümetini ve polisini bulan işçi sınıfının atacağı geri adım kendisini çıktığı mezara geri götürecektir, başka bir yere değil!
İçindekiler...
El değmemiş yörelere ulaşıp en kolay biçimde en çok kara ulaşmak isteğiyle Afrika’nın içlerine uzanan yolları inşa eden, madenler kazan beyaz adamın kestiği ormanlardan, kazdığı damarlardan hala oluk oluk kan akıyor. Kuzey Amerika’da ormanları yiyip tüketmek için yollar açanlar bugün dünya tarımının yok oluşuna giden yolu da aynı umursamazlık içinde inşa ediyorlar.
İçindekiler...
Gelinen noktada açılım tartışmalarıyla süslü sürecin aslında Kürt hareketinin bir zaferinin sonucu olmaktan çok onu ortadan kaldırmayı mümkün kılan bir fırsatın değerlendirilmesi çabası olduğunu görmek gerekiyor. AKP’den demokratik bir adım beklemekle emperyalizmden insan hakları kahramanlığı beklemek arasında ideolojik bakımdan bir fark yok.
İçindekiler...
Siyasal düzlemde önümüzdeki dönemin içinden çıkılmaz sorunlara gebe olduğu gibi ekonomik alanda yaşanan krizin de hala dibi görülemiyor. Galibi olmayan seçimler ve dibi görünmeyen krizler ülkesinin gerçek ihtiyacı olan soldur. Bugün AKP bünyesinde cisimleşen neo-liberal saldırıyı göğüsleyip karşı atağa geçecek bir sol.
İçindekiler...
Kriz ve teğet geçme beklentisi tek başına AKP açısından önemli bir meşruiyet kaybına işaret edecektir. Söz konusu olanın bir yerel seçim olması bu gerçeği çok fazla değiştirmeyecektir. Çünkü yerel adayların toplum nezdindeki itibarını belirleyen de yine onların temsilcisi olduğu siyasi akımın itibarı olacaktır.
İçindekiler...
Ergenekon operasyonunun siyasi hedefleri arasında sola ve emekçi halka düşmanlık yapmış kişilerin bulunması, bizi operasyonun arkasına dizilmeye ikna edemez. AKP-Gülen koalisyonunun yargıdan orduya, eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten polise kadar tüm alanlarında tamamen egemen olduğu bir devlet hayalinin önü bu operasyon ile temizlenmek istenirken, alkışlamaktan eksik bulmaya kadar uzanan bir dizi hoş karşılama tutumu, nesnel olarak emekçilerin çıkarlarının karşısında konumlanıyor.
İçindekiler...
Eğer fabrikatör bir babanız yoksa, dedenizden hanlar hamamlar kalmamışsa ya da zengin bir kadın/adam bulup evlenmek gibi ulvi bir amaca hayatınızı adamayacaksanız bu sese kulak veriniz. Çünkü burada anlatılan senin de hikayendir. Bugün ya da yarın; ama bir gün mutlaka bu hikayenin kahramanı sen olacaksın.
İçindekiler...
Herhangi bir biçimde ‘seçkinler’e karşı olduğu iddia edilemeyecek olan Demirel bu işi “benim işçim benim köylüm” diyerek çözebilirken daha zor zamanların adamı Erdoğan, laftan fazlasını vermek zorunda kalıyor. Adil olmak gerekirse, makarna ve kömür dağıtma ağını kullanan bir neo-liberal hükümetin, “makarna bulamıyorsanız palavra yiyin” diyen bir hükümete göre yoksulları ikna etmeye daha çok hakkı vardır.
İçindekiler...
Sol tarihsel bir ayrışma yaşamaktadır. Taraflardan biri AKP’nin devletleşme süreci ve bu sürece açıktan destek veren Türkiye burjuvazisi ile ABD ve AB emperyalizmiyle aralarına net sınırlar koyan ve bu sürece karşı konumlanan anti-emperyalist sol, diğer taraf ise, AKP’yi “ceberut devlet”e karşı savaş ilan etmiş, ezber bozan, kötünün iyisi de olsa bir demokrasi gücü olarak kabul eden “liberal sol”dur.
İçindekiler...
Ülkenin bağımsızlığını savunmak üzere yola çıkan büyük gençlik kitleleri, işçi ve köylü mücadelelerinden güç alarak, dünya çapındaki devrim rüzgârıyla yelkenlerini şişirerek ilerlediklerinde devletin ‘zor’uyla karşılaştılar. İkinci kurtuluş savaşı verdiklerini düşünüyorlardı ancak bir kurtuluş savaşıyla kurulmuş bu devletin ikincisinden yana olduğuna dair bir işaret yoktu. Yanıtlarını tereddütsüz verdiler: “Hey Dev-Gençli Hey Dev-Gençli savaş vakti yaklaştı.”
İçindekiler...
Neo-liberalizme karşı çıkmadan, gericilikle baş etmek mümkün değildir; çünkü siyasal İslam’ın ve her türlü gerici ideolojinin besin kaynağı bir takım takiyyeci kişiler ve partiler değil emperyalizm ve neo-liberal yeniden yapılanma projesinin kendisidir. Yani mesele her yönüyle sınıfsaldır ve ampulü söndürmek değil şalteri indirmek zorunludur!
İçindekiler...DERLEMELER
- 12 Eylül’de aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde - İsmet Aktaş
- Artık daha milliyetçi ve daha mezhepçi! - İhsan Çaralan
- Bu Sezen Aksu yazısını yazmak zorundayım - Oray Eğin
- Genlerimiz, soyumuz ve geleceğimiz - Nihal Kemaloğlu
- “Komplo”, Sınıf Mücadelesi, Tarih… (Ve “gereğinden fazla boş fıçılar” üzerine) - Ergin Yıldızoğlu
- Erdoğan'ın 3 Eylül Diyarbakır açmazı - Murat Yetkin
- Türkiye solunun Kurtuluş Savaşı sorunu - Kemal Okuyan
- Fazıl Say haklı beyler - Bener Onar
- Sol ve boykot - Koray Yılmaz