BM Güvenlik Konseyi’nin Libya’ya askeri müdahale için karar almasından sonra, Fransa’nın başını çektiği ABD, Kanada, İngiltere, İtalya’nın da hemen Fransa’nın yanında yer aldığı emperyalist ülkeler bloğu, Libya’ya bombardımanı başlattılar. Öyle ki daha önce bu türden askeri harekâtlarda pek adı geçemeyen “barış diyarı” Norveç ve Danimarka gibi ülkelerin bile Libya’ya saldıran kuvvetlere savaş uçağı ve savaş gemisi verdiği belirtiliyor. Saldırgan emperyalist güçlerin gerekçeleri ise traji-komik: Libya’da Kaddafi güçleriyle çatışan “sivil” isyancıların korunması!
Adım adım bombardımana!
BM Güvenlik Konseyi’nde Libya’ya müdahale kararı; 15 üyeden 10’unun evet, beşinin de çekimser kalmasıyla 10-0’la alındı. Karardan hemen sonra Fransa harekete geçerek saldırının hemen başlamasını istedi. Ancak, sadece batılı ülkelerin Libya’ya saldırması “Haçlı Seferi” gibi algılanır endişesiyle, Arap ülkeleri de suça ortak edildi. Fransız savaş uçakları, adeta pistlerin başına doğru giderken, AB ülkeleri ile Arap Birliği’nin temsilcileri Paris’te toplandı; BM kararı üstünde, bu kararın nasıl uygulanacağına dair görüş birliğine vardıklarını açıkladılar. Bu açıklamanın hemen arkasından da Libya’nın havadan ve denizden bombardımanı başladı. İş ABD’nin “Hayalet uçak” dedikleri ağır bombardıman uçaklarıyla Libya’nın stratejik merkezlerine saldırmaya kadar vardı. İlk günkü saldırının bilançosunun 64 ölü 300 dolayında yaralı olduğu açıklandı. Sonraki günlerde daha da ağırlaşan bombardımandan ise kaç kişinin ölüp yaralandığına dair bilgi yok!
Saldırganlar arasındaki çatlaklar büyüyor!
Süreç ilerledikçe, henüz başında da olsa, saldırganlar arasında harekâtı kimin yürüteceği, kimin hangi görevi üstleneceği konusundaki çelişkiler de öne çıkmaya başladı. ABD’nin, harekâtı ve sonrasını NATO himayesine alarak oyunu kendi sahasına çekmeye çalışmasının Fransa’nın pek hoşuna gitmediği anlaşılıyor. Dahası, NATO içinde de NATO’nun öyle bir görevin altına girmesinin Afganistan’daki durumu yaratacağı endişesini duyanlar da var. Türkiye’nin de NATO’nun daha çok insani yardımlar için Libya’da sorumluluk almasını isteği biliniyor. Dün Başbakan Erdoğan; “NATO, Libya Libyalılara ait olduğu için oraya girmelidir. NATO, yeraltı kaynaklarının Libya’ya ait olduğunu tescil için oraya girmelidir. Operasyon Libyalıların kendi kararlarını vermek için fırsat vesilesi olmalıdır” diyerek, kendisinin “NATO’nun Libya’da ne işi var?” demesinden manevra yapmaya çalıştığı anlaşılıyor. Ne var ki, başbakanın bu en zor anında sermaye muhalefeti imdada koştu. CHP ve MHP, AKP Hükümeti’nin Libya konusundaki ikiyüzlü tutumuna tam destek vererek; “milli meselelerde birlik” ilkesinden bir adım geri atmadıkların gösterdiler!
Dünyanın ikiyüzlüleri!
BM karşısındaki tutumu aslında dünyada siyaseti içinde başrolü oynan ve onlarla bir biçimde sıkı ilişki içindeki ülkeler ikiye bölünmüş(*) görünüyor: 1-) “BM’nin karanını uyguluyoruz, onun içinde kendi halkına karşı zalimce davranan bir diktatöre boyun eğdirmek için Libya’ya askeri müdahalede bulunuyoruz” diyenler, 2-) “BM kararını destekliyoruz ama bombardımanı desteklemiyoruz” diye numara yapan ülkeler!
BM Güvenlik Konseyi’nin kararı; Çin, Rusya gibi veto hakkı olan ülkeler tarafından da “evet” denmese de “veto” edilmeyerek zımnen desteklendi. Türkiye gibi Libya’ya başta NATO olmak üzere herhangi bir yabancı gücün karışmasına karşı olduğunu tüm dünyaya ilan etmiş; masalara vurarak, “Libya’ya müdahale edecek yabancı güçler bizi karşılarında bulur” diyen Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu, karardan sonra kararı, “Libya’ya müdahaleyi meşruiyet sağlayacak bir karar” olarak destekledi.
Bir yandan Libya’ya müdahaleye karşıymış gibi “Libya Libyalılarındır” diyor ama öte yandan da yapılan operasyona hak veriyor, ama kara kuvvetlerin Libya’ya girmesine karşı olduğunu söyleyen bir tutumu benimsiyor. Oysa kara kuvvetlerin Libya’ya sokulması, en azından şimdilik, kimsenin gündeminde yok.
Şimdi de Suudi Arabistan’da ekliyor Başbakan Erdoğan: “NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğu için oraya girmelidir. NATO, yeraltı kaynaklarının Libya’ya ait olduğunu tescil için oraya girmelidir.”
Hele bir gitsin de sonra görürsün niçin gittiğini!
Sadece Türkiye’de değil, Rusya, Almanya, Çin, kimi Arap ülkeleri gibi, bir yandan bu operasyona karşıymış görünen ama gerçekte taraf olan ülkeler de ikiyüzlüler kategorisine giriyorlar. Hele Çin ve Rusya; veto etseler BM’den hiçbir karar çıkarmazlardı. Bunu bilmiyormuş gibi Rusya, kendisinin çıkmasına izin verdiği kararı uygulayanları “Haçlı Seferi uyguluyor gibi görünüyorsunuz” diye eleştiriyor.
Dünyanın yüzsüzleri!
Rusya, Çin, Almanya, Türkiye gibi ülkeler ikiyüzlü politika izliyorlar ama Fransa, ABD, İngiltere, İtalya gibi saldırgan ülkeler ise tam bir yüzsüzlük örneği gösteriyorlar. Libya’ya barış, insan hakları için gittiklerinden, demokrasi götürmekten dem vuruyorlar. Arkalarındaki onca sömürge savaşlarına, Vietnam, Irak ve Afganistan’a karşın, Libya’da insanları koruma amacından söz ediyorlar. Petrol, doğalgaz gibi bir amacımız yok diyorlar. Ve milyonlarca insanın gözünü içine baka baka söylüyorlar bunu.
İnsanlık bu ikiyüzlülere ve yüzsüzlere bir kez daha inanacak mı, bunu da göreceğiz.
(*) Afrika Birliği, Venezüella gibi ülkeler elbette Libya’ya her tür müdahaleye karşılar ve batıl emperyalistlerin Libya’da petrol ve egemenlik peşinde koştuğunu söylüyorlar. Onların bu tutumunun buradaki “Yüzsüzler, ikiyüzlüler” kategorisi dışında tutuyoruz.
21 Mart 2011/Evrensel
{jcomments on}