Küresel ideoloji adına insan hakları, demokrasi kavramları, algılamaları ile oynanarak, bireyin özgürleşmesi adına devletin gücünün kırılması görünen ilk adım, tuzak. İnsanı gerçekten özgür kılacak, gerçek insan hakları, hukuk devleti, demokrasi çarkları geçerli kılınacakken devletin gücü kapitalist dünyada bile insan eksenli, çevreyi, dünyayı da korumaya yönelik, sosyal devlet, sendikal haklar, hakça paylaşım düzeninden yana geliştirilecekken... İnsandan yana çağdaş düzenin yaratılmasının tek aracı hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı, yasalardan gücünü almış siyasal, sendikal, toplumsal örgütlenmelerken.. Kolay sömürünün en etkin silahı, devletleri ırklar ve dinler, mezhepler üzerinden parçalamak oluyor.
Sözde dünyaya insan hakları, demokrasi, gelişmişliği, refahı sağlayan, taşıyan, uygar(!) zengin Kuzey dünyasının, yoksul Güney dünyasına uzanan, ahtapotunkine benzeyen uzun kollarıyla; yüzyıllar öncesinde kaldığını varsaydığımız sömürgecilik yöntemlerine, yeni stratejiler katılmış olarak.. Batılı teorisyenlerin altını çizdikleri gibi “yoksulluğu paylaşmama savaşlarının ideolojiler yerine ırklar, dinler, mezhepler üzerinden yaşanmasıyla..” ülkeler parçalanıyor, yeni haritalarla, yanındakini yok ederek payını büyütmeyi düşleyenleri de batıran insanlık dramları, kanlı iç savaşlar yaşanıyor...
Irak, diktatörden kurtarılmak, demokrasi taşımak üzere işgal edildiğinde, diktatörlük dönemini mumla aratacak yoksullaşma, yoksunlaşmanın batağında kıvranan Irak halkının, ortak İslam dini içinde, birbirlerini ırklar, mezhepler üzerinden kırmaları, öldürmeleri, bataklığa saplanıp kalmaları... bundan... giderek daha ağır eğitim, sağlık, çalışma hakları en başta en temel insan haklarından yoksun kalan halkların, çaresizlikte insan hakları, demokrasinin gerçek değerleri ile örgütlenebilme adına, alt kimliklerle bir diğerlerini gözlerini kan bürümüş yok etme güdüleri kamçılandıkça, dünyanın çivisi çıkıyor... Zengin Kuzey dünyasını da aşağı çeken bir çıkmaza sürüklenme, karabatak yaşanıyor.
Piyasalar düzeninde küreselleşen, bir tek dini imanı olmayan paranın kuralları.. İnsan hakları, gerçek demokrasiye dönük örgütlenmeler, evrensel hukuk ilkeleri yok sayıldığında, pastadan pay zengin Kuzey dünyasına doğru ne kadar büyük, haksız kaydırılsa da, bedeli insanlığa çok ağır oluyor.. Örneğin milyarlarla dünyalı işsizlik, açlık, çaresizlik batağında; ucuzlayan emeğin maliyetinin dünya tekelleri için düşürülmüş olmasının değeri azalıyor. Çünkü dünya tekellerinin kirli düzene, rüşvete, çıkarlarını koruyacakları yoksul Güney dünyasındaki kirli savaşlara ödemek zorunda kaldıkları paylar, işçilik maliyetlerini onlarla, yüzlerle katlar oluyor.
24 Mart 2011/Cumhuriyet
{jcomments on}