Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Emperyalizm Yeni paylaşım savaşları - Şükran Soner

Yeni paylaşım savaşları - Şükran Soner

Batılı teorisyenler, tezleriden güvenle yıllar önce “Artık zengin Kuzey dünyası ülkeleri arasında 1., 2. Cihan Savaşları benzeri paylaşım çıkar savaşlarının olamayacağını, küreselleşen ekonomik güç, çıkar ilişkilerindeki gelişmişlik, iç içeliğin buna engel oluşturduğunu” ilan etmişlerdi. Çağımızda savaşlar yoksul Güney dünyasında, yoksulluğun paylaşılmaması adına ırklar, dinler, mezhepler ayrımcılığı üzerinden yaşanacaktı. Tabii insanlık, ahlaki değerler adına zengin Kuzey dünyasının, yoksul Güney dünyasındaki hızlı yoksullaşma, yoksunlaşmaya duyarsız kalmaması gerektiği uyarısı da yapıyordu.

Bugüne kadar yaşadıklarımıza çok yukardan bakarsak, zengin Kuzey dünyası, büyük ekonomiler grubu içindeki ülkelerin, çok önemli çıkar çatışmaları ile yüz yüze gelinen noktalar olsa da, bugüne kadar yeni bir sıcak savaş ortamına girmedikleri gerçek. Bir başka gerçek de, yoksulluğun paylaşılmaması adına ırklar, dinler, mezhepler, aşiretler... akla gelecek ne kadar alt kimlik konusu varsa hepsinin üzerinden çok sıcak, çok kanlı savaşların ardı arkasının kesilmediği. Şimdilerde İslam dünyasında patlak veren sıcak çatışmacı dalga ile geleceğin öngörülemediği tek kelime ile “vahim” boyutlar kazandığı...

Batılı teorisyenlerin dillendirmedikleri en önemli acımasız gerçek ise zengin Kuzey dünyası dünya nimetlerinden, pastadan giderek daha büyük paylar alırken... beylik sözcükler olarak altı çizilen yoksul dünyanın sorunlarına duyarlı olma uyarısının göz ardı edildiği. Göz ardı edilme, yaşanan gerçeğin karşılığını vermiyor... Çünkü zengin Kuzey dünyası pastadan giderek daha büyük payı alabilmeyi, yoksul Güney dünyasını giderek daha fazla yoksullaştırma, yoksunlaştırma, sömürmeye borçlu. Elini yoksul dünyanın üzerinden hiç çekmemek; emperyal düzenin, neoliberal sistemin var oluş kaynağı, can damarı olmanın çok ötesinde.. Yeni dünya sömürü düzeni çarklarının kendi krizleri içinde sürekli işletilebilmesinde, yoksul Güney dünyayı ekonomik sistem içinde sömürmek yetmiyor..

Yüzyıllar öncesinde kaldığını varsaydığımız açık, çıplak, acımasız savaşlar, kan dökülmesi eksenindeki sömürgecilik, yeni paylaşım savaşları olarak karşımıza çıkıyor...

Küresel ideoloji adına insan hakları, demokrasi kavramları, algılamaları ile oynanarak, bireyin özgürleşmesi adına devletin gücünün kırılması görünen ilk adım, tuzak. İnsanı gerçekten özgür kılacak, gerçek insan hakları, hukuk devleti, demokrasi çarkları geçerli kılınacakken devletin gücü kapitalist dünyada bile insan eksenli, çevreyi, dünyayı da korumaya yönelik, sosyal devlet, sendikal haklar, hakça paylaşım düzeninden yana geliştirilecekken... İnsandan yana çağdaş düzenin yaratılmasının tek aracı hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı, yasalardan gücünü almış siyasal, sendikal, toplumsal örgütlenmelerken.. Kolay sömürünün en etkin silahı, devletleri ırklar ve dinler, mezhepler üzerinden parçalamak oluyor.

Sözde dünyaya insan hakları, demokrasi, gelişmişliği, refahı sağlayan, taşıyan, uygar(!) zengin Kuzey dünyasının, yoksul Güney dünyasına uzanan, ahtapotunkine benzeyen uzun kollarıyla; yüzyıllar öncesinde kaldığını varsaydığımız sömürgecilik yöntemlerine, yeni stratejiler katılmış olarak.. Batılı teorisyenlerin altını çizdikleri gibi “yoksulluğu paylaşmama savaşlarının ideolojiler yerine ırklar, dinler, mezhepler üzerinden yaşanmasıyla..” ülkeler parçalanıyor, yeni haritalarla, yanındakini yok ederek payını büyütmeyi düşleyenleri de batıran insanlık dramları, kanlı iç savaşlar yaşanıyor...

Irak, diktatörden kurtarılmak, demokrasi taşımak üzere işgal edildiğinde, diktatörlük dönemini mumla aratacak yoksullaşma, yoksunlaşmanın batağında kıvranan Irak halkının, ortak İslam dini içinde, birbirlerini ırklar, mezhepler üzerinden kırmaları, öldürmeleri, bataklığa saplanıp kalmaları... bundan... giderek daha ağır eğitim, sağlık, çalışma hakları en başta en temel insan haklarından yoksun kalan halkların, çaresizlikte insan hakları, demokrasinin gerçek değerleri ile örgütlenebilme adına, alt kimliklerle bir diğerlerini gözlerini kan bürümüş yok etme güdüleri kamçılandıkça, dünyanın çivisi çıkıyor... Zengin Kuzey dünyasını da aşağı çeken bir çıkmaza sürüklenme, karabatak yaşanıyor.

Piyasalar düzeninde küreselleşen, bir tek dini imanı olmayan paranın kuralları.. İnsan hakları, gerçek demokrasiye dönük örgütlenmeler, evrensel hukuk ilkeleri yok sayıldığında, pastadan pay zengin Kuzey dünyasına doğru ne kadar büyük, haksız kaydırılsa da, bedeli insanlığa çok ağır oluyor.. Örneğin milyarlarla dünyalı işsizlik, açlık, çaresizlik batağında; ucuzlayan emeğin maliyetinin dünya tekelleri için düşürülmüş olmasının değeri azalıyor. Çünkü dünya tekellerinin kirli düzene, rüşvete, çıkarlarını koruyacakları yoksul Güney dünyasındaki kirli savaşlara ödemek zorunda kaldıkları paylar, işçilik maliyetlerini onlarla, yüzlerle katlar oluyor.

24 Mart 2011/Cumhuriyet

{jcomments on}