Dünya kamuoyu hafta başından beri, Wikileaks üzerinden yayınlanan belgelerde, başta ABD olmak üzere işgalci güçlerin Afganistan’da yaptığı katliamları konuşuyor. 90 binin üzerindeki belgede, gizli kalan katliamların üzerindeki kalın perde, hem de katillerin kendi belgeleriyle aralanıyor. İşgalin ne kadar haksız, barbar, insanlık düşmanı olduğu gerçeği bir kez daha gözler önüne serilmiş bulunuyor.
Ama buna rağmen ABD’nin ortaya saçılan belgelerden ‘ders çıkarıp’ başka katliamlar işlememe, başka ülkeleri işgal etmeme, savaşa katılmama gibi bir sonuç çıkarmasını beklemek ahmaklık olur. Çünkü ABD’nin yerküre üzerindeki egemenliği asıl savaş, kan ve gözyaşı üzerinden yükseliyor. Bu yüzden Obama yönetimi, bir taraftan işgal ettiği Afganistan ve Irak’tan çekileceğini söylerken, diğer taraftan başka ülkelere karşı savaş hazırlıkları yapıyor.
Uzak Asya ve Latin Amerika’da bir-iki haftadır olup bitenler yeni savaşların adresini gösteriyor. Irak ve Afganistan’dan çekileceği vaat edilen askerler için işgal edilecek yeni ülke ya da ülkeler aranıyor.
Bir kez daha savaş tamtamları estiriliyor. Komşu komşuya düşman ediliyor.
ABD ordusu şu sıralar, Uzak Asya’daki sadık uşağı Güney Kore ile birlikte, Japon Deniz’inde Kuzey Kore’nin burnunun dibinde provokasyon yaratmak için büyük bir tatbikat düzenliyor. Amaç açıkça ‘şer ekseni’ne konulan Kuzey Kore’ye gözdağı vermek.
Kuzey Kore’nin gözdağına gözdağıyla yanıt vermesi durumunda ‘Kutsal Savaş’ kapıda demektir.
Bu sefer sıcak bir savaşın çıkmaması durumunda ise, bir dahaki sefer daha büyük bir tatbikat ve provokasyonun yapılacağından kimse şüphe etmesin.
Çünkü ABD’nin Uzak Asya’da egemenliğini perçinlemesi, gücünü artırması için yeni bir savaşa ihtiyacı var.
Benzer bir durum Latin Amerika için de geçerli.
İşbirlikçi, faşist Kolombiya yönetimi yıllardır halkçı hükümetlerin işbaşında olduğu Venezuella ve Ekvator’u taciz ediyor.
Halkçı yönetimleri, içeriden darbeyle, seçimle deviremeyeceğini anlayan ABD emperyalizmi, Kolombiya üzerinden açmak istediği bölgesel bir savaşla kaybettiği ‘arka bahçe’yi yeniden kazanmak istiyor. Kolombiya’nın iki komşu ülkeyi, 50 yıldır dağlarda savaşan gerilla gruplarının (FARC ve ELN) arkasında halkçı rejimlerin olduğunu bir kez daha iddia etmesi tamamen ABD’nin müdahalesine olanak sağlamak için bölgesel gerilim yaratmaktan başka bir şey değildir.
Çünkü Kolombiya’da iç savaş ve gerilla mücadelesi Hugo Chavez’in başkanlığa seçilmesinden çok önce başladı.
1948’de başlayan iç savaşın ardından sağlanamayan uzlaşmanın ardından 1960’ta Sovyetler ve Çin çizgisindeki politik akımlar, gerilla savaşı başlattı ve bugüne kadar da bu devam ediyor.
Kolombiya, tıpkı Türkiye gibi yıllarca komşu ülkelerin egemenliğini ‘terörle mücadele’ adı altında ihlal etti, sayısız sınır ötesi operasyon düzenledi. Ama, ABD’nin askeri ve politik desteğine rağmen gerilla gruplarını yenemedi. Yenmesi de mümkün görünmüyor.
Keza aynı dönemde yine ABD’nin verdiği askeri eğitim ve silahlarla ülke içindeki devrimcilere karşı acımasız bir savaş açtı, binlerce muhalifi, insan hakları savunucusunu, sendikacıyı kaçırarak kaybetti, toplu mezarlara gömdü. Venezuella’nın gerilla gruplarına destek verdiği yönündeki iddianın bugün yeniden gündeme getirilerek gerilim yaratılmasında elbette ‘iç politika’daki gelişmelerin bir rolü olabilir. Ama işin özünü önümüzdeki Eylül ayında Venezuella’da yapılacak başkanlık seçimlerinde Hugo Chavez’i zor durumda bırakıp, devirmek oluşturuyor.
Bu yüzden; seçimi kaybetmiş bir başkan olarak Alvaro Uribe’nin giderekayak Venezuella ve Chavez’i bir kez daha hedef haline getirmesi, doğrudan Beyaz Saray’ın, yani Obama yönetiminin bölgeye dair politikalarından bağımsız değildir.
Keza ABD’nin şu sıralar 7 bin askeri, savaş helikopterleri ve uçakları, 46 savaş gemisiyle Kosta Rica’ya demir atması da bölgesel bir gerilim/savaş için hazırlık yaptığına dair güçlü bir işaret olarak görülüyor.
ABD kaybettiği ya da kaybetmeyle karşı karşıya olduğu bölgeleri yeni savaşlar ve işgallerle elde etmeden başka bir yolunun olmadığını biliyor.
Bu yüzden başkanın kim olduğundan bağımsız olarak tekellerin çıkarlarına bağlı olarak yıllardan beri savaştan savaşa koşuyor. Ama dünya artık tek başına ABD emperyalizminin borusunu öttürdüğü dünya değil. İşgal karşıtları, tıpkı Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi ABD’ye kafa tutup, diz çöktürebiliyor.
Dolayısıyla, Latin Amerika ve Uzak Asya için masa başında yazılan savaş senaryolarının hayata geçirilmesi durumunda, ABD imparatorluğunun sonunun geldiğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.
29 Temmuz 2010/Evrensel
{jcomments on}