Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Ekonomi Hava da, su da artık bedava değil... - Aydın Bolkan

Hava da, su da artık bedava değil... - Aydın Bolkan

Televizyon kanallarını, gazeteleri, dergileri açıp baktığımızda sağlıklı bir yaşam için sağlıklı ürünler tüketilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Fakat bazı uzmanları izlediğinizde ise marketlerdeki şarküteri ürünlerine yaklaşılmaması gerektiğini vurguluyorlar. Tüm bu tartışmaların arasında dikkatinizi bir konuya çekmek istiyorum. Diyarbakır gibi GAP'da üretilen süt üretiminin tek başına yüzde 33'ünü sağlayan bir kentte artık bakkallarda satılan köy yoğurtlarına bile süt tozunun karıştığını duyarsanız şaşırmayın. Bakkalınızdan aldığınız ve size köy peyniri diye verilen peynirin süt tozundan üretildiğine de hazır olun.

Market raflarındaki ürünlerden bahsetmiyorum. Köylerde üretilip, bakkalımız aracılığıyla soframıza getirilen ürünlere kadar yansıyan bu durumun sorumlusu kim? 2005 yılı verilerine göre Türkiye'de 11.107.897 bin ton süt üretimi yapılırken, GAP Bölgesi'nde bu 601.303 ton. Bunun içinde Diyarbakır'ın üretimi yüzde 33'e denk gelen 200 bin ton civarında. Ve buna rağmen Diyarbakır'da bulunan süt fabrikaları ve mandıraları günlük üretimlerine yetecek miktarda süt bulmakta zorlanmaktadır.

Artık "Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nin geçim kaynağı hayvancılıktır" ibaresi  coğrafya kitaplarından da çıkarılmalıdır. Tarımsal üretimin düştüğü, hayvancılığın bitirildiği bir ülkede tüketilen ürünlerin en önemlilerinden olan et ve süt artık ithalatla karşılanmaya başlanmıştır. Son aylarda et ithalatındaki artışın da eti ucuzlatmaya yetmediğini görmekteyiz.

Türkiye'de son dönemde süt ve süt ürünlerinde süt tozunun yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanması tarımsal ve hayvansal üretimdeki yetersizliği de açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye'nin süt tozu ihracatına baktığımızda 2007 yılında 1.856 ton, 2008 yılında 1.776 ton, 2009 yılında 1.355 ton olarak gerçekleşti. İthalat verilerine baktığımızda ise   2007 yılında 13.471 ton, 2008 yılında 17.567 ton, 2009 yılında ise 17.774 ton süt tozu ithal edildiğini görüyoruz. Bu ihracat ve ithalat rakamlarına baktığımızda ise Türkiye'de süt üretiminde ciddi düşüşler yaşandığını görmekteyiz.

1990'lı yıllarda köylerin boşaltılmasıyla birlikte tarımsal ve hayvansal üretimde yaşanan düşüş artık kendisini daha belirgin hale getirmeye başladı. Bölge'de tarımsal üretimde ciddi düşüşler yaşanırken, sanayileşme konusunda ise bir şeyler söylemeye gerek yok. Bölge'ye yönelik olarak açılan küçük çaplı destek ve hibeler ise Erbakan'ın deyimiyle pansumandan öte bir şey değil. Bu anlamıyla Türkiye'de tam bir kaos yaşanıyor. Geçmişte ders kitaplarında okuduğumuz "tarımsal üretimde kendi kendine yeten ülke" tanımlaması yerini, "dışa bağımlı bir ülkeye" bıraktı.

"Hava bedava, su bedava, bedava yaşıyoruz bedava" sözleri artık şiir kitaplarında yer alabilecek. Tarım alanları küçülüyor, daha çok üretim uğruna kullanılan kimyasallar ve gübreler çevre kirliliğine yol açıyor. Sanayi tesislerinin yarattığı kirliliğin önlenmesi için çok daha  büyük maliyetlere ihtiyaç duyuluyor. Dünyanın eko-sistemine k‰r ve rant uğruna yapılan müdahalelere dur demek, geçmişten bize devredilen bu mirası gelecek kuşaklara taşımak zorundayız.

Bunun için dünyanın birçok yöresinde alternatifler üretilmeye başlandı. Bu alternatifler 29-30 Ocak tarihleri arasında Diyarbakır'da Sümerpark'ta yapılacak olan Ekoloji Forumu'nda masaya yatırılacak. Çevre örgütleri, baraj karşıtları, meslek örgütleri, sendikacılar, yazarlar bir araya gelecekler. İki gün boyunca yaklaşık 16 panel, seminer ve atölye çalışmasının yapılacağı forumda bölgemizin ve dünyanın karşı karşıya bulunduğu  sorunlar ele alınacak. Ekoloji Forumu'nu bu anlamda önemsemek gerekir. Mezopotamya Sosyal Forumu tarafından düzenlenen, Ekoloji Forumu deneyimlerin paylaşılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir atölye çalışması işlevi görecektir.

19 Ocak 2011/Günlük

{jcomments on}