Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Ekonomi AKP iktidarında memur yoksullaştı- Mustafa Sönmez

AKP iktidarında memur yoksullaştı- Mustafa Sönmez

1980 sonrasının “devleti küçültme” hedefli neoliberal politikalar, son 30 yılda kamuda istihdam edilen işçi ve memur sayısında önemli düşüşlerle sonuçlandı. Bugün vardığımız yerde kamunun (KİT’leri ve belediyeleri ile birlikte) çalışan sayısı 3 milyon dolayında. Bunların yüzde 15’i işçi statüsünde, yüzde 85’i ise “kadrolu personel-sözleşmeli personel vb.” statüsünde. Kamu istihdamının yüzde 8.5’i KİT’lerde, yüzde 11.5’i belediyelerde... Dolayısıyla, “merkez”de çalışan yüzde 80-85 kamu çalışanı, grevli TİS hakkını kullanamıyor.

Bunun sonucudur ki kamu çalışanlarının ulusal gelirden aldıkları pay, son yıllardaki büyüme sürecine karşın artmadı, azaldı. Bugünlerde sürdürülen ve hükümetin 2+2, sendikaların yüzde 11 diye dayattığı zam oranları, hiçbir şekilde bu kayıpları telafi edecek rakamlar değil.

Türkiye ekonomisi, özellikle 2001 krizi sonrası, AKP’nin de iktidarına denk düşen 2002-2008 döneminde yıllık yüzde 6’yı aşkın büyüdü. Dünyadaki likidite bolluğunun yarattığı “Lale devri” irili ufaklı sermayeye birikim imkânı sunarken çalışanlar, bu dönemden pay alamadı. Harcamalara göre GSYİH verileri büyüme eğrisiyile, devletin cari harcamaları içinde yer alan “maaş ve ücretler” eğrisinin çok farklı olduğunu gösteriyor. 2002-2008 döneminde milli gelir pastası ortalama yıllık yüzde 6.2 büyürken, kamu çalışanlarının gelirleri ancak yıllık yüzde 1 arttı. Dolayısıyla “büyüme”yi, kamu çalışanları hissedemedi, durumları değişmedi, hatta geriledi.

Kamu emekçilerinin yoksullaşması olarak yorumlanabilecek bu süreçte IMF ile AKP iktidarının icra ettiği politikaların omurgasını oluşturan “mali disiplin” prensibi, esas rolü oynadı. IMF’nin, “faiz dışı fazla” hedeflerini gerçekleştirmeye çalışan iktidar, kamu harcamalarını kısarken maaşları da reel anlamda düşürdü. TÜİK’in büyüme verileri şunu gösteriyor; IMF ile geçen 1998-2008 döneminin başlarında yüzde 7 dolayında olan kamu emekçilerinin ulusal gelir içindeki “maaş ve ücretlerinin” payı, özellikle AKP iktidarı döneminde hızla geri çekildi ve 2008’de yüzde 4.9’a kadar geriledi.

Bu veriler, açıkça gösteriyor ki 3 milyona yaklaşan kamu çalışanı, son 10 yılda büyümüş görünen ulusal gelirden pay alamamış, tersine başlarda, bu pastada yüzde 7 dolayında olan payları, dönem sonunda 2 puan geriletilerek yüzde 5’in altına çekilmiştir. Yoksullaşma, ağırlıkla AKP iktidarında yaşanmıştır. Sonuç ortaya koymaktadır ki bu dönemde kamu sendikacılığı da hiç iyi bir sınav verememiştir.

Kamu emekçilerinin, bu hak kaybını telafi etmeleri elbette, grevli toplusözleşme haklarını talep etmeleri ve fiilen kullanmaları ile mümkün olur. Aksine, geyik muhabbetlerinin ötesine gitmeyen sözde müzakereler, hele ki bu kriz koşullarında, kamu emekçilerinin hak kayıplarını telafi etmeye yetmez. Çünkü bugünün koşullarında, 6 ayda 23 milyar açık veren ve açık tutarı yıl sonunda 50 milyarı geçecek olan bütçeden, gürleyip yağamayan sendikalara “kapik çalışmaz!”...

Hele ki yeniden IMF kontrolüne girecek ekonomide, kamu çalışanlarına, yoksullaşmalarını yavaşlatacak anlamlı bir zammın lütfunu beklemek safdillilik olur.

Gerçek şu ki: Mücadele etmeyen, direnmeyen biraz daha yoksullaştırılacak... Kimseye ihsan dağıtma imkânı kalmadı bu iktidarın...

Düzeltme: 24 Ağustos Pazartesi tarihli yazımda, konut kredisi verileri, birikimli yıllık yerine aylık gibi algılanıp değerlendirilmiştir. Bunu düzelten bir yazıyı yakında kaleme alacağımı belirterek okurdan özür diliyorum...

28 Ağustos 2009 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

{jcomments on}