Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Dünya Tunus devrimi - Kamil Tekin Sürek

Tunus devrimi - Kamil Tekin Sürek

Tunus gezimizle ilgili izlenim yazılarımız ve yapılan röportajlar bir süredir gazetemizde yayınlanıyor. Biz, Tunus’taki siyasi durumu ve geleceğe ilişkin çeşitli kesimlerin politik yaklaşımlarını yaptığımız röportajlarla okuyucuya aktarmak istedik. Yazdığımız izlenimler ise Tunus halkının durumu ve Tunus’un içinden geçtiği sürece ilişkin küçük küçük gözlemleri aktarmak ve okuyucunun bu gözlemlerden kendine göre bir sonuç çıkarmasını sağlamaya çalışmaktı.

Tunus dizisi hakkında olumlu ve olumsuz eleştiriler aldık. Tabii, doğrudan bize yönelik söylenmeyen ama bizi eleştirenlerle paralel düşünen bazı kalemler de gerek İnternet, gerekse gazetelerde görüşlerini açıkladılar.
Bize doğrudan yöneltilen ya da kamuoyuna düşünce açıklaması olarak ifade edilen görüşlerden ikisi üzerinde bu yazıda durmaya çalışacağım.

Birincisi, Tunus’ta gerçekleşen bir devrim miydi?

Bazıları, devrim denince isyancılar iktidarı ele geçirmeli ve bir siyasi sistem değişmeli diyorlar. Tunus’ta ne isyancılar iktidarı ele geçirebildi, ne de siyasi sistem değişti. O halde Tunus’ta yaşananlara devrim demeyelim mi?
Tarihte Tunus’ta yaşananlara benzer süreçlere devrim denildiği olmuştur. Örneğin 1905 Rus devriminde Rus işçi sınıfı ya da halkı iktidarı ele geçirememiş, sistemi kökten değiştirememiş ama halkın isyanı Duma’nın kurulmasına yol açan değişikliklere neden olmuştur. 1908 Devriminde Osmanlı’da da iktidar ezilen sınıflara geçmemiş ama Meşruti Monarşi’ye geçilmiştir. 1917 Şubat Devrimi’nde Rusya’da Çar iktidarı bırakmış, geçici hükümet kurulmuş ama başbakanlarının değişmesine rağmen geçici hükümetler gerçek anlamda iktidar olamamış, Sovyetlerin varlığı RSDİP’in müdahalesi ile Ekim Devrimi gerçekleşmiş ve yeni bir düzene geçilmiştir. 1974 Nisanında Portekiz’de ise Karanfil Devrimi ile faşist diktatörlük yıkılmış ama daha sonra burjuvazinin iktidarı varlığını korumaya devam etmiştir.

Sözün kısası, Tunus’ta yaşananlara bir devrim demenin sakıncası yoktur. Tunuslu devrimciler de 14 Ocak Devrimi diye tanımlıyor yaşananları. Tunus’ta uzun yıllardır süregelen bir diktatörlük rejimi karşısında halk isyan etmiş ve isyan sonucunda diktatör kaçmış geçici bir hükümet kurulmuştur. Süreç, isyan ateşinin soğuması ve göstermelik bir demokrasi ile emperyalistlerin iş birlikçisi burjuvaların iktidarının devamı şeklinde de gelişebilir; antiemperyalist, halkçı bir iktidarın kurulmasına da yol açabilir. İsyancıların iktidarı ele geçirmesi ile kuracakları sistem sosyalizm olmayacaktır. Henüz Tunus’ta sosyalist bir iktidar kurmanın koşulları yoktur. Böyle bir durumda kurulacak iktidar demokratik bir halk iktidarı olabilir. Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) Tunus’ta yaşananları bir halk isyanı olarak tanımlıyor. Biz de öyle tanımlayalım. CIPOML, “Tunus halkı, çıktığı bu yolda daha ileri adımlar atabilir. Bu ilk zaferini, emekçiler lehine somut ekonomik önlemlerin alınması, eski rejimin adamlarının tümüyle tasfiye edilmesi, geçici bir demokratik hükümetin kurulması, serbest kurucu meclis seçimlerinin tertiplenmesi, yeni demokratik bir rejimin dayanağı olacak yeni bir anayasa ve yasaların yapılması, kurumsal değişikliklerin gerçekleştirilmesiyle taçlandırabilir. Eylemini devrimin zaferine kadar ilerletebilir.” Diyor. Demek ki, yukarıdaki hedeflere ulaşıldığında devrim zafere ulaşmış, tamamlanmış olacaktır.

İkinci konu, liberallerin yaymaya çalıştığı bir masaldır. Taraf gazetesi yazarları ve DSİP’li Troçkistlere göre Tunus’ta liberaller ulusalcı, Kemalist bir iktidarı yıkmıştır. Herkes, görmek istediği yerden görüyor ya da görmek istediği gibi göstermek istiyor. Tamamen liberal bir kara propaganda. Kaçan Diktatör bin Ali Tunus’ta neoliberal politikaların uygulayıcısı idi. ABD ve AB ile arası çok iyi idi. Şimdi üyelerinin hemen hemen hepsi liberal partiler olan Sosyalist Enternasyonal’in başkan yardımcısı idi. Özelleştirmeler, taşeronlaştırmalar, esnek çalışmanın genelleştirilmesi vb. politikaları uygulamakta idi. Halkın isyanı da bu politikalar ve sonuçlarına; yani işsizlik, pahalılık ve geleceksizliğe karşı idi. İsyana katılanların bir kısmı Nasırcı, Baasçı kişi ve örgütlerdi.

Tunus üzerine daha çok konuşacağız. Daha dün bir kadını emniyet müdürünün tokatlaması üzerine bir ilde binlerle ifade edilen halk emniyet müdürlüğünü bastı ve emniyet müdürlüğünü yaktı. Halkın öfkesi polisin halka ateş açması ve dört isyancıyı öldürüp, onlarcasını yaralaması ile geçici olarak geriletilebildi.

Tunus’u izlemeye devam edelim.

 

8 Şubat 2011/Evrensel

{jcomments on}