Moskova’da ender rastlanabilecek güneşli bir sonbahar sabahı. Binlerce yaşlı ellerinde orak-çekiç desenli kızıl bayraklarla Puşkinskaya caddesinden Traverskaya doğru yürüyor. Girmelerine izin verilmeyen Kızıl Meydanın yanından “Yaşasın Sosyalist Sovyetler’’, “Yaşasın Ekim Devrimi” sloganlarıyla Karl Marks heykelinin bulunduğu devrim meydanında toplanıyorlar.
Onlar bir yüzyılı sürükleyen Ekim devriminin 93. yıldönümünü kutlayan komünist parti taraftarları. Belki de başka hiçbir yerde bu kadar çok yaşlı bir araya gelmemişti. Bu insanlar aynı zamanda kendisi için “öncü kuvvetler” ismini kullanan Komünist Partisi'nin siyasi tabanını oluşturuyor. Ancak onlar 'öncü olamayacak' kadar artık yaşlı. Ama bir nostalji de olsa Sovyetlere ait bir geleneği sürdürmekten gurur duyuyorlar.
Kızıl Meydan ise Kremlin’in devrimden 24 yıl sonra aynı gün Nazilere karşı kazanılan zaferin yıldönümü nedeniyle Kızıl Ordu temsili askeri yürüyüşüne sahne oluyor. Yeni rejimin temsilcisi Kremlin sakinleri ikinci dünya savaşının yıldönümlerinin dışında sosyalizme ait özel günler yerine daha çok Rus milliyetçiğini oluşturan günleri resmi bayram olarak kutluyor. Tıpkı üç gün önce aşırı milliyetçilerin bayramına dönüşen Rusya’nın birlik günü gibi.
Şüphesiz ki 20. yüzyılın en büyük olayı Ekim devrimidir. Sanayi devrimiyle çağın tüm yükünü omuzlamış emekçi sınıflara ulusal kurtuluş mücadelesi niyeti taşıyan ezilen uluslar için barış, özgürlük eşitlik ve sömürüsüz bir dünya umutları taşıyan yeni bir çağın şafağıydı. Ve onun çöküşü Putin’in ifadesiyle yüzyılın en büyük jeopolitik felaketiydi.
Rusya için sosyalizm hiç de bir nostaljiden ibaret değil aslında. Bu sadece sosyalist isimler taşıyan kentler sokaklar yada yüzlerce anıt heykellerin verdiği anlamlar açısından değil, aynı zamanda içinde yaşadıkları evler, yeraltı metroları, fabrikalar, köye dönüşen eski kolektif üretim merkezleri de o dönemden kalma. Rusya’ya dikkatli gözlerle bakanlar yaşamın (kâğıt reklamlar dışında) sosyalizmin yarattığı maddi değerler üzerinde sürdüğünü göreceklerdir.
Bu yüzdende hala Rusların büyük çoğunluğu için (özellikle o rejimi yaşamış insanları için) sosyalizm adalet ve başarı demekti. Onlar sosyalizm ile kısa sürede büyük bir modernizasyon geçirmiş bir imparatorluk kurmuş, büyük saldırıları püskürtmüş ve dünyanın yarasını yönetmişlerdi. Yine eğitimli büyük kesimler için Kremlinin altındaki Mozelede yatan Lenin’in mumyasını Tutankamon’unkinden farklı anlamlar taşıyor.
Örneğin son anketlerde halkın yüzde 20’si onu adalet ve ilerleme yanlısı yüzde 34’ü fikirlerinin ardılları tarafından tahrip edildiği, yüzde 35’nin devrimin kurucusu ve ilham kaynağı olarak hatırlanması gerektiğini savunmuş.
Devrim konusundaki görüşlerinin yanlış olduğu devrimin korucusu ve ilham kaynağı olarak saygı yüzde 12’lik bir kesim ise ülkeyi yanlış yönettiğini düşünüyor. Kim ne derse desin Ruslar için Lenin hayranlık ve minnet duyulması gereken büyük bir entelektüel ve devrimci önder.
Resmi verilere göre, bugün Rusya’da en yoksul yüzde 10’luk kitlenin milli gelirden aldığı pay yüzde 1.9, en zengin yüzde 10’un payı ise yüzde 30.5 seviyesinde. Ortadakiler ise ilk onluk kesime çok yakın.
Sadece sınıflar arasında değil bölgeler arasında da büyük uçurumlar var. Devlet vatandaşlarına karşı hiçbir sosyal sorumluluk hissetmiyor gibi. Rusya sıradan bir kapitalist rejim değil en acımasızını seçti ve uyguladı. Yoksulluğu engelleyen ve gizleyen en önemli faktör de yukarıda söz ettiğimiz gibi sosyalizmden kalma yapı. Sadece ekonomik anlamdaki eşitsizlikler değil büyük coğrafyada yaşayan halklara yönelik sömürgeci baskı, muhalefete ve farklı düşüncelere yönelik hukuk dışı uygulamalar ve göçmenlere yönelik hoşgörüsüzlük doğal hale gelmiş.
Durum bu iken Komünist Parti'nin neden bir yaşlılar kulübüne dönüştüğü ve bugün yürüyüş yapanların ölmek üzere olan yaşlılardan oluştuğu başka bir tartışma konusu. Onlar diğer ülkelerdeki gibi küçük bir komünist parti değil. Seçimlerde ülkedeki oyların yüzde 15'ini alan ana muhalefet partisi durumunda. Bu partinin yönetici eliti konuşmalarında Lenin ve Stalin’den söz etseler de onların fikirlerini medornize etmeyi başarmış değiller. Değil sosyalist devrimin heyecanını diri tutmak ciddi ve gerçekçi bir muhalefet yürütmekten bile acizler. Oysa kapitalizmin yaşadığı ekonomik ve sosyal kriz güçlü propaganda ve muhalefet fırsatı sunuyordu. Entelektüeller, komünist elitleri yelkenleri rüzgâra göre bile ayarlamasını bilmeyen politikacılar olarak değerlendiriyor.
Bu yüzdende Komünist Partinin Ekim devriminin ideallerini taşıması ve sürdürmesi mümkün değil. Tam tersine sosyalizmi yaşamış ve ona büyük özlem duyan son nesli ehlileştirip radikal ve güçlü bir muhalefetin ortaya çıkmasını engelleyen uğursuz bir rol oynuyor.
Ama her şeye rağmen başta başkent Moskova olmak üzere ülkenin dört bir yanındaki yüz binlerce insan bugün Petrogratta Kışlık Saraya atılan top atışlarının sesini ve heyecanını yeniden duyuyor.
7 Kasım 2010/ANF
{jcomments on}