Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Dünya Dincinin/Faşistin/Liberalin ekmeği - Doğan Subaşı

Dincinin/Faşistin/Liberalin ekmeği - Doğan Subaşı

Son Nato zirvesi sonrası, Türk basınında yine “zafer, başarı” vb. söylemleri görüldü. Türkiye tarihinde her türlü dış politika girişiminin, zafer diye halka sunulduğu başka bir dönem bilmiyorum.

Bu tür zafer söylemleri, her zaman beni rahatsız etmiştir. Ama konu dış politika olunca, bu söylem daha da rahatsız edici oluyor. Çünkü genellikle zafer diye sunulan şey hakkında, onu zafer olması dışında bir bilgi pek verilmiyor! Yahu bu neden zafer, ne elde ettik, karşılığı ne oldu vb sorularının yanıtlarını almaya vakit bulamadan, bakıyorsunuz birileri meydana çıkmış, zafer kutluyor, diğerleri havaalanında “sultan” karşılıyor.

Bu tür durumlarda gerçeği öğrenmek için bir süre ortalığın yatışmasını bekliyorsunuz. Gerçeğin de er ya da geç ortaya çıkması gibi bir huyu vardır ya hani…

Ukrayna da, bu füze kalkanı işinde yer almak istiyor. Nato toplantısı vesilesiyle, ülke topraklarını füze kalkanı radarları için açabileceklerini, hatta Ukrayna radarlarının kullanılabileceğini açıkladılar. Bu, Ukrayna’nın Nato ile yakınlaşma (ve mümkünse üye olma) stratejisine de uygun bir açıklama.

Zirvenin en önemli sonuçlarından biri de Nato ile Rusya’nın, stratejik ortak olma amacını kabul edilmesi idi. Yani “Soğuk Savaşın Efendileri”, artık stratejik ortak oluyorlar. Biz dememiş miydik, stratejik ortaklık moda oldu diye? Daha biz çok “stratejik ortak” göreceğiz, çok.

Dünyanın bir yerinde, bütün bunlar oluyorken, Ukrayna meydanlarında vergi yasası protesto ediliyordu. Basına yansıdığı kadarıyla, Kasım ayı içinde kabul edilen yeni vergi yasası, küçük ve orta büyüklükteki 1 milyona yakın işletmenin kapanması ile sonuçlanacaktı. Bu yüzden de esnaflar ve küçük işletme sahipleri, yasanın Meclisten geçmemesi, geçtiğinde ise Devlet Başkanı Yanukoviç tarafından onanmaması için sokaklarda protesto gösterileri düzenliyorlardı. Hatta Simferopol’e düzenlenen bir mitingde, işadamları ve işverenler Birliği isimli sivil toplum örgütü lideri Aleksandr Dudko, “eğer hükümet sesimizi duymazsa, çıkarlarımızı korumak için silaha sarılırız” bile demişti. Gördüğünüz gibi, silahlı mücadeleyi savunan işveren örgütleri bile var!

Yeni vergi yasası IMF’nin isteği doğrultusunda çıkarıldı. IMF de, yasanın Başkan onayından geçmesinden sonra Ukrayna’ya taahhüt ettiği kredinin ilgili dilimini serbest bırakacaktır.

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Tigipko, “Yeni vergi yasası ile Ukrayna’da iş yapmak daha kolay hale gelecek.” diye konuştu. Tigipko’nun ifadesine göre, işadamlarından alınan vergiler hayli düşecekti. Ayrıca hafif sanayi, gemi yapımı ve konaklama alanlarında 10 yıl süre ile 0 (yazıyla sıfır) vergi alınacaktı.

Yani bildiğiniz hikayeler…!

“Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi…”Bize böyle öğretmişlerdi “vergide adalet” ilkesini.
Ama ülkemizde “az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi” ilkesi geliştirildi. Bunun başlangıcı da 24 Ocak 1980’di.
işin özeti şuydu. Ülke kaynakları bir avuç sermayedarın elinde toplanacaktı. Devlet onlar kadar girişimci olamazdı. Sermayedarlar da ellerinde toplanan kaynakların hepsini yiyecek değillerdi ya. Elbette onlar da bu kaynakları, yatırıma akıtacaklardı. Böylece de ülke kalkınacaktı.

Sonraları bu anlayışın değişik versiyonları denendi. Sermaye kesiminden vergi alma. Onlar bunu yatırıma yöneltsinler. Üretim artsın. işsizlik azalsın. Bu işsizlik azalsın tarafı, konunun sosyal yüzünü oluşturuyor. Eskiden “sömürü” dediğimiz şey, şimdi “şu kadar kişiye ekmek veriyorum” diye böbürlenme vesilesi oluyor.                               

Gördüğünüz gibi şimdi Ukrayna da, bunca yıllık kapitalizm deneyiminden sonra, benzer bir anlayışı benimsemiş görünüyor. Büyük işletmelerin (oligarkların!) vergileri düşürülüyor; vergi yükü emekçi sınıfların üzerine yıkılıyor. Tabii bu yıkıntıyı ilk önce küçük esnaf hissedeceğinden, ilk tepkiyi onlar ortaya koyuyor.  Tabii hükümete bu konuda yardımcı olan kuruluş belli: IMF!

İşte vergide IMF, savunmada Nato diye diye, Ukrayna mevcut konumuna ayar veriyor. Ukraynalı küçük esnafın protestoları ise, geç kalındığı için, işçilerin emekçilerin Nato, IMF gibi benzer uluslararası örgütlenmeleri olmadığı için, sadece bir çığlık olarak kalacak.

Zamanında Türkiye’de Başbakanlık’ın önüne yazar kasa atan esnafı Ukraynalı esnaflar duymamıştı. Şimdi o yazar kasa eylemcisi esnaf da, Ukraynalı esnafları duymayacak.

Hem birbirlerini duysalar bile ne olur ki? Aralarında din farkı var, ırk farkı var, kültür farkı var…

Ve o farklar içinde, dinciler için, faşistler için, liberaller için de, bol bol “ekmek” var!

28 Kasım 2010/Birgün

{jcomments on}