Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Haberler Dünya Haberleri Türkiye’deki Suriye karşıtı muhalefet

Türkiye’deki Suriye karşıtı muhalefet

turkiye-suriye-muhalefetSuriye’de 3 Şubat Cuma akşamı meydana gelen olaylarda 300 civarında insanın ölümünün ardından emperyalist karşı-propaganda hız kesmediği gibi, Türkiye’deki işgal destekçileri de olası bir NATO saldırısının zeminini döşemeye çalışıyor.

Emperyalist merkezlerin yeni Orta Doğu planlarında kendine yer bulamayan Baas rejimlerinin Batı dünyasında hedef tahtasına olduğu zaten biliniyor. Dolayısıyla emperyalistler ile Suriye arasında bir hesap olduğundan bahsetmeye bile gerek yok. Bu durumda, Suriye’deki çatışmaları “emperyalizm”siz anlamaya çalışıp; “halk” ile “diktatör” arasındaki çatışmalara odaklanarak siyaset önerenlerin gerçekleri algılayabilmesine imkan da yok! BM’nin Suriye ile ilgili karar alacağı günün hemen öncesinde Esad’ın hem de “mevlid kandi”linde “silahsız halk”a saldırı düzenleyip, yüzlerce insanı öldürtebileceğini gerçekten düşünenlere ise ancak daha gerçekçi düşünmelerini tavsiye edebiliriz.

Türkiye özelindeki Suriye ve Esad karşıtı muhalefetin siyasi ve ideolojik temelleri ise şu bileşenlerden meydana geliyor: İşbirlikçilik, liberalizm ve alevi düşmanlığını da kapsayacak şekilde öne çıkan bir siyasal islam ve tüm bunların toplamında hayat bulan Yeni-Osmanlıcılık...

Bir yandan medya Esad’ın ne kadar “kötü bir diktatör” olduğunu anlatırken, diğer yandan Kemal Burkay çıkıp PKK-Esad işbirliğinden bahsedip bir taşla iki kuş vurmaya soyunuyor. Bunlarla da yetinilmemiş olacak ki, özellikle islamcı kanallardan katliamın “mevlid kandili”nde yapıldığının altı çiziliyor.

Bütün bunların üstüne bir de NATO ağzıyla solculuk taslayan liberalleri eklediğiniz ise işgalin Türkiye ayağındaki ideolojik altyapısı tamamlanmış oluyor! ABD ve NATO’nun olası bir işgalde Türkiye’ye biçeceği role Türkiye’nin dünden razı olduğu düşünüldüğünde ise söz konusu ideolojik altyapının ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

Bu kokuşmuşluk içinde, devrimci kalıp siyaset önermek isteyenlerin önünde ise tek bir seçenek kalıyor: Emperyalist saldırganlığa “ama”sız karşı çıkmak!

4 Şubat 2012/Yarınlar