İçerik
Haberler
Dünya Haberleri
Suudiler'e zor soru sormaya kalkışınca...
ABD'de Suudi Prensi El Faysal'a gerçek bir soru soran gazetecinin akreditasyonu elinden alındı.
Dün İstanbul'da Odatv davasının ilk duruşması gerçekleştirildi. Dava üzerine şimdiye kadar en çok söylenen şey ise yargılananın gazeteciler değil, basın özgürlüğü olduğuydu. Türkiye'de şu anda 64 gazeteci ve yazar tutuklu halde bulunuyor. Türkiye'de bu kadar çok gazetecinin tutuklanması "ileri demokrasi" olarak adlandırılırken, birçok kesim her fırsatta gelişmiş ülkelerde en azından "basın ve ifade özgürlüğü" olduğunu ifade ediyor. Fakat 14 Kasım'da yani geçen hafta ABD'de yaşanan bir olay, batıdaki "basın özgürlüğünün" efsaneden ibaret olduğunu söylüyor.
Gazeteci, gazeteci gibi davranırsa...
Bağımsız gazeteci ve Vaşhington Ulusal Basın Kulübü üyesi Sam Husseini, 14 Kasım Pazartesi günü Suudi Arabistan Prensi Türki El Faysal'ın Ulusal Basın Kulübü'nde gerçekleştirdiği basın toplantısına katıldı ve Amerika Birleşik Devletleri'nde tekel medya kültürüne çok yabancı olan bir şey yaptı: Gerçek bir gazeteci gibi davrandı, hiçbir şeyden ödün vermeden ve herhangi bir sınır tanımadan bir soruyu Suudi Prens'e sordu.
Prens Türki El Faysal'a sorulan soru ise gazetecinin blog sayfasında yer aldığı şekliyle şöyle;
Efendim, Suriye rejiminin meşruiyet kaynağına dair birçok söylenti var ve sizin rejiminizin meşruiyet kaynağının ne olduğunu bilmek istiyorum. Siz dünya üzerindeki en otoriter ve kadın düşmanı rejiminin temsilcisisiniz. Bahreyn'deki demokratik ayaklanmayı bastırdınız, Mısır'daki demokratik ayaklanmayı tersine döndürmeye çabaladınız ve kendi halkınıza zulmetmeye devam ettiniz. Milyonlarca dolara ve silahlara sahip olmaktan başka, rejiminizin meşruiyet kaynağı nedir?
Husseini'nin sorduğu bu soruya ise eski Suudi istihbarat yetkilisi ve Usame Bin Ladin'in eski arkadaşı olan Prens Türki El Faysal cevap vermedi ve konuyu değiştirdi.
Soru sormak taşkınlık!
Husseini'ye göre, basın toplantısının olduğu aynı gün kendisine "basın toplantısındaki davranışları nedeniyle Ulusal Basın Kulubü üyeliğinin askıya alındığını" belirten mektup verildi. Kulubün yetkili müdür imzası ile gönderilen mektupta gazeteci "taşkın ve yakışık almayan davranışta ve konuşmada" bulunmak ile itham edilmiş.
Husseini'nin başına gelenler sadece Prens Türki El Faysal olayı ise sınırlı değil. 2009 yılının Ocak ayında yine aynı kulüpte İsrail Dışişleri Bakanı'na gazeteci Husseini zor bir soru sormuş, sorunun ardından mikrofon kapatılmış ve basın toplantısı hemen sonlandırılmıştı.
İngilizceniz yoksa söyledikleriniz çevrilmez
ABD'deki basın toplantılarında eğer "değerli bir müttefik ülkeden" gelen bir yetkili iseniz, bir de İngilizce konuşabiliyorsanız zor sorularınız güvence altındadır. Fakat "haydut" rejime sahip bir ülkeden geliyorsanız, kamu önünde aşağılanmanız amaçlanır. Örneğin İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın son ABD ziyaretinde Columbia Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada başına gelenler, bunun örneği sayılabilir. Ahmedinecad İngilizce konuşmadığı için, söylediklerinin bir kısmı çevrilmemişti bile!
23.11.2011 / sol.org.tr
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


