Arap Birliği’nin Suriye’nin üyeliğini askıya almasından sonra emperyalizmin ülkeye yönelik baskısında da büyük bir artış yaşanıyor. ABD Suriye’deki vatandaşlarını ülkeyi terk etmeye çağırırken, Fransa, Avrupa Konseyi’nde “insani koridorlar” oluşturulmasını tartışmaya açmaya hazırlanıyor.
Önceki hafta Arap Birliği’nin Suriye’nin üyeliğini askıya almasının ardından ülkeye yönelik emperyalist ablukanın daha da sıkılaştığı görülüyor. Son hafta içerisinde emperyalist ülkeler ve taşeronları tarafından ülkeyi tecrit etmeye yönelik adımların sıklaştığı gözlemleniyor.
Son olarak ABD’nin Şam Büyükelçiliği Suriye’de yaşayan ABD vatandaşlarından ülkeyi “derhal” terk etmelerini istedi. Bu açıklamanın ardından ABD’nin Suriye Büyükelçisi Robert Ford’un, daha önce duyurulduğunun aksine, bu ay Suriye’ye dönmeyeceği açıklandı. Obama yönetimi geçtiğimiz ay, Ford’un “can güvenliğinin bulunmadığını” söyleyerek sessiz sedasız elçisini geri çekmişti.
Fransa, Almanya ve İngiltere de boş durmadı
Bu esnada boş durmayan Fransa, Almanya ve İngiltere Birleşmiş Milletler insan hakları komitesine Suriye’den Arap Birliği’nin “barış planı”nı derhal uygulamasını talep eden bir karar tasarısı sundu. 13 red oyuna karşılık 122 olumlu oyla kabul edilen kararın şimdilik bağlayıcılığı bulunmuyor. Ancak tasarının önümüzdeki günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na götürülmesi ve Genel Kurul’da kabul ettirilerek bağlayıcı hale getirilmesi bekleniyor.
ABD’nin BM Büyükelçisi Susan Rice konuyla ilgili açıklamasında, komitenin aldığı bu ilk kararın BM’nin “insan hakları ihlalleri ve ölümü, iktidarı sürdürmenin meşru bir yolu olarak görmediği konusunda açık bir mesaj olduğunu” söyledi.
Fransa’nın “insani koridor” hazırlığı
Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppé ise, geçtiğimiz Perşembe Suriye Ulusal Konseyi temsilcileriyle yaptığı görüşmenin ardından, AB’deki müttefikleriyle Suriye’de “insani koridorlar” oluşturulmasını önerisini taşıyacağını duyurdu. Juppé, merkezi Paris’te bulunan Suriye Ulusal Konseyi’nin temsilcileriyle yaptığı görüşmede “insani koridorlar” oluşturulması seçeneğinin üzerinde durduklarını ve bu konuyu yapılacak ilk Avrupa Konseyi toplantısında gündeme getireceğini ifade etti. Fransa Dışişleri Bakanı açıklamasına “çeşitli bölgelerde halkı korumak üzere insani koridorların güvence altına alınıp alınamayacağı Avrupa Birliği ve Arap Birliği tarafından incelenmesi gereken bir konu” diye devam etti.
NATO müdahalesi öncesinde Libya’da da aynı adla tedarik yolları açıldığı biliniyor. Juppé’nin açıklamalarını aktaran AFP’nin haberinde kullandığı şu ifadeler, “insani koridorların” ne amaçla oluşturulmak istendiğini yeterince açıklıyor: “Türkiye ve Fransa gibi NATO üyelerinin, muhalefete ayaklanmayı örgütlerken nefes alabileceği bir alan yaratmak üzere, Suriye topraklarını uçuşa yasak bölge ilan etmeye ve tampon bölgeler oluşturmaya hazırlandığı bildiriliyor. Şu ana kadar hiçbir resmi kaynak bu kadar ileri gitmiş olmasa da Juppé’nin açıklamaları buna benzer bir şeyin düşünüldüğünün ilk işareti oldu.”
“Sibersavaş” taktikleri tartışılıyor
Diplomasi alanında bu gelişmeler yaşanırken, bir yandan da Suriye’de çok ciddi bir istihbarat savaşının devam ettiğine ilişkin örnekler aktarılıyor. CNN İstanbul muhabiri Ivan Watson’un Pazartesi günü yayımlanan haberinde ülkede bir “sibersavaşın” da sürdüğü anlatılıyor.
Humus’ta yaşayan bir muhalif gencin kendisini Psiphon adlı bir çevrimiçi şifreleme sistemiyle güvenlikli kılınmış bir Skype adresi üzerinden aradığını aktaran CNN muhabiri, Psiphon’un nasıl bir program olduğunu şu cümlelerle anlatıyor: “Psiphon, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen Kanadalı bir şirket tarafından tasarlanmış, izlemeye karşı güvenli bir ağ iletişimi sistemi. Şirketin yönetim kurulu başkanı CNN’e yazılımın Suriye’ye henüz üç hafta önce ‘agresif bir biçimde’ sokulduğunu söyledi. O zamandan beri binlerce kişi programı kullanmaya başladı.”
Programın yaratıcısı Rafal Rohozinski, kendisinin ve şirketinin, ağ iletişimi sistemini aktarmak üzere Suriye muhalefetinden aktivistlerle doğrudan temas halinde olduklarını söylüyor.
Bu arada Suriye istihbaratının da internet üzerindeki iletişimler konusunda bilgi toplamak üzere bir ekip oluşturduğunu aktaran CNN, bu amaçla ABD’de geliştirilmiş bazı yazılımların kullanıldığı iddialarına yer verdi. Citizen Lab ve Bloomberg Haber Ajansı’nın aktarımına göre Kaliforniya’da bulunan internet güvenliği şirketleri NetAPP ve Blue Coat, Suriye istihbaratının kendileri tarafından geliştirilen yazılımları kullandığı iddialarına karşı ABD devletiyle işbirliği yapacaklarını duyurdu. Blue Coat yönetiminden konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Bu teçhizatları kimler kullanıyor ya da teçhizatlar tam olarak nasıl kullanılıyor bilmiyoruz” dendi. Açıklamanın devamında ise “Ürünlerimizin Suriye hükümeti ya da ABD tarafından ambargo uygulanan herhangi bir devlet tarafından kullanılmasını istemiyoruz” deniliyor.
CNN, Ankara’da görev yapan ve ismi verilmeyen bir Batılı ülke diplomatının ağzından, Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin Suriye’deki “muhaliflerle” internet üzerinden bir video konferans yapmaya hazırlandıkları esnada Suriye’deki katılımcıların güvenlik güçleri tarafından yakalandığını söylediğini aktardı.
Bu arada Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, geçtiğimiz hafta yakalanan muhalifler grupların üzerine çok sayıda ileri teknoloji ürünü iletişim cihazının bulunduğunu duyurmuş, bu teçhizatın bazılarının sadece ABD ve İsrail ordularının envanterinde yer aldığını ileri sürmüştü.
Geçtiğimiz yaz Suriye’den Türkiye’ye kaçan mültecilerin bazılarının da kaçış sürecinin görüntüleri Türkiye’den hizmet veren 3G bağlantıları ile aktardıkları bilgisi açığa çıkmıştı.
24 Kasım 2011 / Sol.org.tr
| < Önceki | Sonraki > |
|---|