Anasayfa Eski Sayılar
  • Sayı 38 - Haziran/Temmuz 2012   ( 18 Öğeler )

    Sol ve İslam
    kapak-38-k

    Meclis’teki muhalefet siyasal İslam’a göz kırparken sokaktaki muhalefetin de İslamcılığın yükselişinden payını aldığı anlaşılıyor. 1 Mayıs’ta Taksim’de boy gösteren Anti-kapitalist Müslümanlar, “Müslüman-sol” kavramını da literatürümüze sokmuş oldu. Yarınlar’ın elinizdeki sayısında sol ve İslam ilişkisini inceleyen bir kapak dosyası hazırladık. Ender Helvacıoğlu, Anti-kapitalist Müslümanlık ütopyasını yazdı. Dosya kapsamında bir diğer yazı ise Fatih Yaşlı’nın kaleme aldığı Has Parti incelemesi. Son olarak Orkun Durmaz, Türkiye solunun tarihi boyunca siyasal İslam’a bakışını inceledi.

     

  • Sayı 37 - Mayıs 2012   ( 21 Öğeler )

    Yeni Çağın İsyancıları
    kapak-37-k

    Görünen o ki egemenler 1 Mayıs manzarasından pek memnun değiller. Her geçen yıl daha da coşkuyla kutlanan 1 Mayıs’ı türlü araçla kuşatmaya çalışmaları bundan. Nasıl memnun olsunlar ki, yüz binlerce insan ülkenin dört bir yanında meydanları dolduruyor ve “faşizme karşı omuz omuza” sloganıyla iktidarı hedef alıyor. Taksim’de 1 Mayıs kutlamasının 3. yılında hem kalabalığın hem de coşkunun daha fazla olduğunu gördükçe paniğe kapılıyorlar. Üstelik iktidar yanlısı sendikaların düzenlediği “alternatif” mitinglere rağmen. Bir Tandoğan’a bakıyorlar, bir de Taksim’e, Sıhhiye’ye, Gündoğdu’ya. AKP’li milletvekilleri 1 Mayıs’ın “ideolojisiz” bir bayram günü olmasını, meydanların solun hegemonyasından kurtarılmasını hayal ettiklerini açıklıyorlar. Durmak yok, hayal görmeye devam...

     

  • Sayı 36 - Nisan 2012   ( 17 Öğeler )

    Emperyalizmin İkna Yöntemleri
    kapak-36kkk

    İlki Tunus’ta yapılan “Suriye’nin dostları” toplantılarından ikincisi 1 Nisan tarihinde İstanbul’da düzenleniyor. Suriye halkının ne kadar düşmanı varsa hepsi toplanmış, Suriye’nin geleceğini masaya yatıracaklar: Obama’dan Merkel’e, Kral Abdullah’tan Tayyip Erdoğan’a kadar bilumum “demokrat”, “diktatör” Esad’dan hesap sormak için toplanacak; “işbirlikçileri nasıl silahlandıralım”, “hangi kara propagandayı başlatalım”, “doğrudan işgal edelim mi”, “işgal edeceksek kimin askerini gönderelim” diye buram buram “kan” kokan pazarlıklar yapacaklar. Daha acısı ise bir kısım “demokrat” ve “solcu” bu toplantılara rağmen Suriye’de devrim olacağını sanmaya devam edecek.

     

  • Sayı 35 - Mart 2012   ( 25 Öğeler )

    Siyasal İslam'ın Türkiye macerası
    kapak-35

    Siyasal İslam’ın güncellenmiş ideolojisiyle biçimlendirilmiş, şükretmekten isyan etmeye vakit bulamayan tebaalardan kurulu bir toplumsal yapıya hükmetmek ve o yapıyı emperyalist sitemin organik bir bileşeni haline getirmek için, “dindar gençlik” bir Tayyip Erdoğan fantezisi olmaktan öte, burjuvazi için bir zorunluluktur! İşte bu zorunluluğun anlaşılabilmesi içinse siyasal İslam’ın; emperyalizm, toplumsal düzen ve ideoloji bağlamlarında analiz edilmesi gerekir.

     

  • Sayı 34 - Şubat 2012   ( 20 Öğeler )

    ‘Yeni rejim’in anayasası

    kapak-34-k

    Yeni anayasa çalışmaları tam bir tiyatroya dönüşmüş durumdadır. Özgürlük, eşitlik, demokrasi gibi kavramları açıktan açığa alaya alan bir komedi oynanmaktadır. Anayasa hazırlığı sürecine itiraz edip, yeni bir anayasanın AKP öncülüğünde oluşturulmasına olumlu bakmak, bu kötü komedide saf bir figüran olmayı kabullenmek demektir.

  • Sayı 33 - Ocak 2012   ( 24 Öğeler )

    sayi-29

    Sol Çıkışın Somut Zemini

    “Ekmek”; size ekmek vermediği gibi, kendi “güvenliği”ni sizin ekmeğinize yeğ tutan “devletlu”nun yolunuza düşediği mayının üzerindedir sizin için. O da mı sizi engelleyemedi? Aldınız mı ekmeğinizi? Yine de yedirmezler o ekmeği size! “Terörist” olmadığınızı ispatla yükümlüsünüz yaşayabilmek adına! Aksi takdirde, devletinizin son teknoloji ürünü uçaklarından atılan bombalar ekmeğinizi sizden alıverir; hem de canınızla birlikte!

  • Sayı 32 - Aralık 2011   ( 25 Öğeler )

    sayi-29

    Emperyalizmin Yeni Osmanlısı

    “Emperyal bir Türkiye” mi hayal ediyordunuz? Yalaka kalemşörlerin “emperyal” ambalajlara sarmaladıkları AKP’nin taşeron Türkiye’si kölelik koşullarında çalışan işçilerin, açlıktan ölen çocukların ve enkaz altında kalan Kürtlerin sırtında inşa ediliyor. Bakalım kimin başına yıkılacak?

  • Sayı 31 - Kasım 2011   ( 25 Öğeler )

    sayi-29

    'Yeni Rejim'in zor aygıtları

    Türkiye’de her deprem sonrasında aynı filmi seyrederiz sanıyorduk; yanılmışız. AKP’nin yeni Türkiye’sinde; yıkılan evlerden, sona eren hayatlardan ve yüzlerce yaralıdan ibaret eski senaryoya yeni eklentiler yapılmış da haberimiz yokmuş meğer!

  • Sayı 30 - Ekim 2011   ( 22 Öğeler )

    sayi-29

    AKP'nin 'yeni rejimi' SOL'un yeni çıkışı

    “Yeni bir sol çıkış” tehlikeli bir slogandır. Sosyalist hareketin son 40 yılında “yeni” olmak adına yapılan çoğu işin dönüp dolaşıp düzenin dizinin dibine gelmesi hatırda tutulmalıdır. Ancak bizim yenimiz “eski”nin yani birikimin reddini değil aşılmasını içermelidir. Kapak dosyasının ilk yazısında önerdiğimiz ve solun mesafe alabilmesi için önemli bulduğumuz yönelimler de bizim icadımız değil elbette.

  • Sayı 29 - Ağustos 2010   ( 12 Öğeler )

    sayi-29

    Yenisine bir, eskisine iki: HAYIR!

    Biz AKP'nin ülkeyi kendi kesin egemenliğinde bir polis devletine çıkarmak istediğini ve söz konusu değişikliğin buna yönelik olduğunu biliyorsak susamayız. Eğer AKP'nin ya da başka bir burjuva kliğinin kesin egemenliğinin emekçiler için daha büyük yıkım anlamına geldiğini biliyorsak, “bize ne” diyemeyiz. Karşımızda herhangi bir burjuva partisi değil de bir sınıf iktidarını kendi bünyesinde cisimleştirmiş bir iktidar görüyorsak, bu iktidarın pekiştirilmesine yönelik bir öneriye “buyur geç” diyemeyiz. Devrimcilerin sorumluluğu her durumda en temiz tutumu aramak değil, açık bir devrimci seçeneğin bulunmadığı koşullarda dahi karşı devrimin merkezi ile fiilen dövüşmektir. Asıl temiz iş bu kavganın kendisidir.

  • Sayı 28 - Haziran 2010   ( 12 Öğeler )

    yarinlar-sayi-28-kapak

    Yeni CHP ne işe yarar?

    Kılıçdaroğlu ve yeni CHP'nin temel söylemini test etmeye yetecek kritik bir soru var aslında: Olası bir CHP iktidarı TEKEL işçilerinin sorunlarını çözebilir mi? Kritik dedik çünkü TEKEL işçisinin meselesi tüm Türkiye emekçi halkının meselesinin temelinde yatıyor. Bölgesel sınırlılıklara sahip olmayan, ülke genelinde geçerli, emekçilerin iş ve yaşam haklarını doğrudan ilgilendiren temel bir meseledir TEKEL. Bir nevi turnusol kağıdıdır.

  • Sayı 27 - Nisan 2010   ( 12 Öğeler )

    sayi-27

    Piyasacı belediyeciliğe son!

    Bu anlayış kenti insanlar için değil, rant ve spekülatif çevreler için yönetmek istemektedir. Bu nedenle, ne özel araç sahipliği ve buna uygun bir ulaşım anlayışı ne de toplu taşım hizmetlerinin piyasa mantığıyla fiyatlandırılması sürpriz değildir.

  • Sayı 26 - Mart 2010   ( 19 Öğeler )

    sayi-26

    Mezardan çıkan sınıf, siyasete yol gösteriyor!


    İşçi sınıfı, bu sefer, fabrikalardan tarlalardan gelip ‘sınıf’ olmamıştır. Mezardan çıkmıştır! Mezardan nefes alabilmek için çıkılır, yaşayabilmek için! Mezardan çıkar çıkmaz karşısında burjuvazinin hükümetini ve polisini bulan işçi sınıfının atacağı geri adım kendisini çıktığı mezara geri götürecektir, başka bir yere değil!

  • Sayı 25 - Aralık 2009   ( 15 Öğeler )

    sayi-25

    Toprak üretim bandı değildir!


    El değmemiş yörelere ulaşıp en kolay biçimde en çok kara ulaşmak isteğiyle Afrika’nın içlerine uzanan yolları inşa eden, madenler kazan beyaz adamın kestiği ormanlardan, kazdığı damarlardan hala oluk oluk kan akıyor. Kuzey Amerika’da ormanları yiyip tüketmek için yollar açanlar bugün dünya tarımının yok oluşuna giden yolu da aynı umursamazlık içinde inşa ediyorlar.

  • Sayı 24 - Ekim 2009   ( 21 Öğeler )
  • Sayı 23 - Mayıs 2009   ( 15 Öğeler )

    sayi-23

    Memleketin sola ihtiyacı var


    Siyasal düzlemde önümüzdeki dönemin içinden çıkılmaz sorunlara gebe olduğu gibi ekonomik alanda yaşanan krizin de hala dibi görülemiyor. Galibi olmayan seçimler ve dibi görünmeyen krizler ülkesinin gerçek ihtiyacı olan soldur. Bugün AKP bünyesinde cisimleşen neo-liberal saldırıyı göğüsleyip karşı atağa geçecek bir sol.

  • Sayı 22 - Mart 2009   ( 19 Öğeler )

    sayi-22

    Kriz seçimleri teğet geçer mi?


    Kriz ve teğet geçme beklentisi tek başına AKP açısından önemli bir meşruiyet kaybına işaret edecektir. Söz konusu olanın bir yerel seçim olması bu gerçeği çok fazla değiştirmeyecektir. Çünkü yerel adayların toplum nezdindeki itibarını belirleyen de yine onların temsilcisi olduğu siyasi akımın itibarı olacaktır.

  • Sayı 21 - Ocak 2009   ( 22 Öğeler )

    sayi-21

    Devlet eliyle temizlik yalanı! Yerseniz...


    Ergenekon operasyonunun siyasi hedefleri arasında sola ve emekçi halka düşmanlık yapmış kişilerin bulunması, bizi operasyonun arkasına dizilmeye ikna edemez. AKP-Gülen koalisyonunun yargıdan orduya, eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten polise kadar tüm alanlarında tamamen egemen olduğu bir devlet hayalinin önü bu operasyon ile temizlenmek istenirken, alkışlamaktan eksik bulmaya kadar uzanan bir dizi hoş karşılama tutumu, nesnel olarak emekçilerin çıkarlarının karşısında konumlanıyor.

  • Sayı 20 - Aralık 2008   ( 22 Öğeler )

    sayi-20

    Neoliberalizmin 30 yıllık balonu patladı; rüya bitti!


    Eğer fabrikatör bir babanız yoksa, dedenizden hanlar hamamlar kalmamışsa ya da zengin bir kadın/adam bulup evlenmek gibi ulvi bir amaca hayatınızı adamayacaksanız bu sese kulak veriniz. Çünkü burada anlatılan senin de hikayendir. Bugün ya da yarın; ama bir gün mutlaka bu hikayenin kahramanı sen olacaksın.

  • Sayı 19 - Ekim 2008   ( 22 Öğeler )

    sayi-19

    Yedikleri yoksul eti, içtikleri yoksul kanı!


    Herhangi bir biçimde ‘seçkinler’e karşı olduğu iddia edilemeyecek olan Demirel bu işi “benim işçim benim köylüm” diyerek çözebilirken daha zor zamanların adamı Erdoğan, laftan fazlasını vermek zorunda kalıyor. Adil olmak gerekirse, makarna ve kömür dağıtma ağını kullanan bir neo-liberal hükümetin, “makarna bulamıyorsanız palavra yiyin” diyen bir hükümete göre yoksulları ikna etmeye daha çok hakkı vardır.

  • Sayı 18 - Eylül 2008   ( 14 Öğeler )

    sayi-18

    Bir çizgi çekin ve soluna geçin!


    Sol tarihsel bir ayrışma yaşamaktadır. Taraflardan biri AKP’nin devletleşme süreci ve bu sürece açıktan destek veren Türkiye burjuvazisi ile ABD ve AB emperyalizmiyle aralarına net sınırlar koyan ve bu sürece karşı konumlanan anti-emperyalist sol, diğer taraf ise, AKP’yi “ceberut devlet”e karşı savaş ilan etmiş, ezber bozan, kötünün iyisi de olsa bir demokrasi gücü olarak kabul eden “liberal sol”dur.

  • Sayı 17 - Haziran 2008   ( 18 Öğeler )

    sayi-17

    68'den 2008'e... Devrim, yine devrim!


    Ülkenin bağımsızlığını savunmak üzere yola çıkan büyük gençlik kitleleri, işçi ve köylü mücadelelerinden güç alarak, dünya çapındaki devrim rüzgârıyla yelkenlerini şişirerek ilerlediklerinde devletin ‘zor’uyla karşılaştılar. İkinci kurtuluş savaşı verdiklerini düşünüyorlardı ancak bir kurtuluş savaşıyla kurulmuş bu devletin ikincisinden yana olduğuna dair bir işaret yoktu. Yanıtlarını tereddütsüz verdiler: “Hey Dev-Gençli Hey Dev-Gençli savaş vakti yaklaştı.”

  • Sayı 16 - Nisan 2008   ( 19 Öğeler )

    sayi-16

    Ampulü söndürmek yetmez, şalteri indirmek gerekir!


    Neo-liberalizme karşı çıkmadan, gericilikle baş etmek mümkün değildir; çünkü siyasal İslam’ın ve her türlü gerici ideolojinin besin kaynağı bir takım takiyyeci kişiler ve partiler değil emperyalizm ve neo-liberal yeniden yapılanma projesinin kendisidir. Yani mesele her yönüyle sınıfsaldır ve ampulü söndürmek değil şalteri indirmek zorunludur!

  • Sayı 15 - Mart 2008   ( 18 Öğeler )

    sayi-15

    Gericilik özgürlük istiyor, verecek misiniz?


    Özgürlük dediğimiz kavram, bir serbestlikler toplamı olmaktan çok, bir toplumsal kısıtlamalar bütünüdür. Toplumsal yaşam içinde kimi kısıtlamalara tabi olduğumuz kabul edildiğinde özgürlük de anlamını neyin kısıtlandığında bulacaktır. Toplumsal yaşam açısından geri ve ileriyi belirleyen, serbesti ya da kısıtlamanın çokluğu, niceliği değil, niteliğidir. Güncel tartışma bakımından türbanın gerici niteliği düşünüldüğünde, kısıtlamanın kendisi görece ileriyi temsil etmektedir.

  • Sayı 14 - Ocak 2008   ( 20 Öğeler )

    sayi-14

    Eski YÖK'ü savunmak ne işe yarar?


    YÖK eski başkanlarından Kemal Gürüz, Yusuf Ziya Özcan’a türban konusunda cevap vererek “Malezya’ya gitsin” diyor. Sanki şimdiki Başkan, Gürüz başkanlığındaki YÖK’ün kadrolusu değilmiş gibi. Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu da Özcan’ın atanmasının ardından “Sayın Gül, kendisine benzeyen bir insanı YÖK’ün başına atadı” diyerek güya yapılan atamayı eleştiriyor. Ya kimi atayacaktı?

  • Sayı 13 - Aralık 2007   ( 21 Öğeler )

    sayi-13

    Onların ABD'siz bir çözümü yok, bizim var!


    İktidar bloğunun her kesimi, şimdi gerçek sınıf karakteriyle hareket etmeye başlıyor. Aralarındaki ‘fraksiyonel’ ayrımlar, ortak ve zorunlu çıkarlar tarafından ilga ediliyor, yürürlükten kaldırılıyor. Bulunan “çözüm” belli oluyor. ABD’nin Ortadoğu planlarına tamamen teslim olmak, “leb” denmeden “leblebi”yi anlayarak harekete geçmek…

  • Sayı 12 - Kasım 2007   ( 21 Öğeler )

    sayi-12

    Ankara'dan Kuzey Irak'a... Sınır tanımayan ABD uşaklığı


    Bugüne kadar emperyalizmin bölgedeki en önemli müttefiki olma ünvanını Barzanilere kaptırmak tehlikesi, Türkiye egemenlerini telaşlandırıyor. Ancak ABD’nin Irak’ta yaratabildiği tek istikrarlı bölge olan Kuzey Irak’ta, Barzani’nin rahatını bozacak bir adımın ABD ile koordinesiz atılması bugünün konjonktüründe olanaklı gözükmüyor.

  • Sayı 11 - Ekim 2007   ( 15 Öğeler )

    sayi-11

    İkinci AKP dönemi: Neo-liberalizmin Moğol akını!


    Seçimleri, Türkiye’nin egemen sınıflar bloğu açısından değerlendirecek olursak en çok göze çarpan sonuç, liberallerin ulusalcı/milliyetçilere karşı oldukça net bir üstünlük sağladığıdır ki, bu sonuç yeni anayasa ve diğer hukuki düzenlemelerle de sağlam kazığa bağlanacak gibi görünmektedir.

  • Sayı 10 - Temmuz 2007   ( 12 Öğeler )

    sayi-10

    Krizin galibi?


    ABD’nin Ortadoğu’daki planlarına ortak olma, küresel sermayenin önündeki kalan engellerin de temizlenmesi, emperyalizme bağımlı ve emekçi düşmanı politikaların sürdürülmesi gibi konularda yarışmaya giren “güzeller” arasında hiçbir fark yok. Özleri aynı; farkları ambalajda, imajda. Bu açıdan bakıldığında sonuç ne olursa olsun seçimlerin galibi ABD ve küresel burjuvazi olacak.

  • Sayı 9 - Haziran 2007   ( 15 Öğeler )

    sayi-09

    Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler!


    Yapmak istedikleri ile yapabilecekleri arasındaki mesafe kapatılamayacak kadar büyük. Bu yüzden siyasi kriz ülkenin gündeminden bir türlü çıkamıyor. Ağlaşın efendiler, kitlelerin en örgütsüz olduğu durumda bile, meydanların birkaç kez dolması, gözünüz gibi sakındığınız siyasi istikrarınızı parçalayıveriyor.

  • Sayı 8 - Mayıs 2007   ( 14 Öğeler )

    sayi-08

    Gericiliğe karşı kim mücadele eder?


    AKP karşıtı cephe, bir kitle hareketinin potansiyeline olan geleneksel yabancılığının da etkisiyle, kitleleri politik aktörler haline getirmekten çok onları takım taraftarlarına çeviriyor ve gerçek bir kitle inisiyatifinden çekiniyordu. Çankaya ‘son kale’ydi. Gericiliğe bırakılamazdı. Ancak bu engelleme kitlelerin gücüyle değil devlet makamında gerçekleşmeliydi. Başka bir politik önderlik tarafından etkili bir muhalefete çevrilebilecek birikim, ulusalcı/sosyal demokrat çevrelerce alışıldık bir biçimde sönümlendirildi.

  • Sayı 7 - Nisan 2007   ( 16 Öğeler )

    sayi-07

    Milliyetçiliğin karşısında halka tutunmak


    Barzani’lerin ABD’nin hizmetine koşulsuz girmelerinden destek alarak ‘Türklük’ temelinde bir mevziye girenler, anti-amerikan olmayı bile beceremeyerek anti-kürt, anti-ermeni bir eksene yerleşirken, Kürt milliyetçiliğinden ayrışmayan sol, içinde bulundukları alanlarda geniş kitleler nezdinde sol olarak bile görülmüyor. Bu süreç milliyetçiliği güçlendirirken, emekçi seçeneğini, solu zayıflatıyor.

  • Sayı 6 - Mart 2007   ( 19 Öğeler )

    sayi-06

    Çevreye saygılı tüketiciler olmayacağız


    Kapitalistler suratımıza tükürür gibi bağırıyorlar; “şu sekiz kolay önlemi almadığınız için dünyamızın sonu geliyor” Hepimizin suçlu hissetmesini istiyorlar ve çevreye saygılı tüketiciler olmamızı, satın almaktan asla vazgeçmeyen ancak “çevreye saygılı” olarak tüketen alıcılar olmamızı istiyorlar. Hepimiz daha az araba kullanalım, buna bir diyeceğimiz yok ancak İsrail’in son Lübnan saldırısında vurduğu petrol tesislerinin yarattığı kirliliği ne yapacağız?

  • Sayı 5 - Şubat 2007   ( 14 Öğeler )

    sayi-05

    Liberal milliyetçi kavgasına asker yazılmayız


    Türk milliyetçiliğine karşı kuvvetli reflekslere sahip olan sol hareket milliyetçiliğe karşı mücadelesini sürdürürken kendisini liberal takımından acilen kesin çizgilerle ayırmalıdır. Milliyetçi – liberal çatışmasının sıcaklığında devrimci, anti-emperyalist bir çizginin yaratılması önümüzdeki dönemin en acil görevi olarak önümüzde duruyor.

     

  • Sayı 4 - Ocak 2007   ( 15 Öğeler )

    sayi-04

    Başka reçeteniz kaldı mı?


    Türkiye’nin Avrupa Birliği tantanasının külleri arasında yanıtını aradığı soru budur. Ya tamamen dibe vurmuş, halkları birbirine kırdırılan ve lime lime edilmiş bir ülke ya da baştan başlayarak emekçilerin iradesiyle şekillenecek bir ülke. Özlemler değil zorunlulukların rol oynayacağı bir eşiğe Türkiye bu iki yoldan birini seçmek üzere yaklaşıyor.

     

  • Sayı 3 - Aralık 2006   ( 21 Öğeler )

    sayi-03

    Refah mesleklerinin sonu


    Gereken, gerçekte emekçi olanların, aldıkları eğitimle girdikleri havadan, bu eğitimi alırken onlara vaat edilenlerden ya da bir şekilde inandırıldıkları şeylerden vazgeçerek emekçi olduklarını kabul etmeyi öğrenmeleridir. Eğer emekçilerin bir kısmı kendilerinin aslında emekçi değil de başka bir şey olduklarına inandırılmış olmasaydı Çetin Altanvari palavralar en azından üzerine daha fazla kafa yorulmadan gazete sayfalarında sergilenemezdi.

     

  • Sayı 2 - Kasım 2006   ( 21 Öğeler )

    sayi-02

    Liberal çiftliğe karşı Bilim emek hattı

    Gereken, gerçekte emekçi olanların, aldıkları eğitimle girdikleri havadan, bu eğitimi alırken onlara vaat edilenlerden ya da bir şekilde inandırıldıkları şeylerden vazgeçerek emekçi olduklarını kabul etmeyi öğrenmeleridir. Eğer emekçilerin bir kısmı kendilerinin aslında emekçi değil de başka bir şey olduklarına inandırılmış olmasaydı Çetin Altanvari palavralar en azından üzerine daha fazla kafa yorulmadan gazete sayfalarında sergilenemezdi.

  • Sayı 1 - Ekim 2006   ( 19 Öğeler )

    sayi-bir

    Geleneğin yerine Mülkiye AŞ

    Mülkiye’nin geleceğine ilişkin tartışma, üniversitenin geleceğine ilişkin tartışmanın önemli bir bölümü. Bu bakımıyla sadece eski ve yeni SBF’liler için değil üniversiteye kafa yoran herkes için önemli bir konu. Öğrenciler Mayıs’ta ses verdi. Hocalar ve eski mezunların sürece müdahale edip etmeyeceği, mülkiyenin bir savunma mevzisi haline gelip gelmeyeceği önümüzdeki sürecin en önemli sorusu. Mülkiye geleneğinin liberal cendereyi kırıp kıramayacağını birlikte göreceğiz.