Anasayfa İçerik Derlemeler Avrupa Avrupa'da neler oluyor? - İbrahim Utku Nar

Avrupa'da neler oluyor? - İbrahim Utku Nar

Sarkozy Hükümetinin Fransa’da minimum emeklilik yaşını 60’dan 62’ye, emeklilik maaşı alınabilecek yaşı da 65’ten 67’ye çıkarma planlarına karşı başlayan kitlesel direniş hareketleri, işçilerin birçok yerde greve gitmesiyle artarak devam ediyor. Avrupa’nın diğer birçok ülkesinde de krizin faturasının emekçilere kesilmesi ve birçok sosyal hakkın gasp edilmesine yönelik ortaya konan tepkiler çeşitli direniş ve kitlesel gösterilerle aynı şekilde devam ediyor. Bu tepkilerin nereye varacağını şimdilik kestirmek çok zor ama geçmişte yaşanılan deneyimlerin ne şekilde bir sonuç verdiğine tekrar göz atmakta fayda var.

Avrupa’da özellikle 2.Dünya Savaşı sonrası uygulanmaya başlayan Keynezyen iktisadi politikaların bir sonucu olarak oluşan “Sosyal Refah Devleti”ni sonuçları bakımından irdelersek ; bu dönemde bir çok sosyal, siyasal, iktisadi vb.. haklar en alt sınıfa kadar tanınmış bu şekilde işçi sınıfının, alt zümre ve tabakaların kısmen de olsa bir sosyal ve siyasal güvenceye sahip olduğu bir durum oluşmuştur. Bu uygulama aynı zamanda birçok şeye de gebe olmuştur, işçi aristokrasisini körüklediği gibi revizyonist ve reformist hareketler de bu dönemde kök salabilmişler ve Avrupa da ki bir çok “Devrimci, Anti-Emperyalist, Sosyalist” hareketin önüne geçebilmiştir. Yani hak arayan bir kitlenin asgari şartlarda dahi olsa hakkını kazanabildiği, egemen sınıfların gerek taviz gerek ise bu sınıf menzilli toplumsal hareketlerinin daha da siyasallaşarak sistem karşıtı bir hale dönüşmesini önlemek için bu tarz bir uygulamayı devreye soktuğu bir ortamda maalesef sonuçlar "Devrimcilerin, sosyalistlerin" aleyhine dönerek 68’ de Fransa tandanslı başlayan hareketlerin çok fazla filizlenmeden söndüğü bir duruma dönüşmüştür.

Peki bugünü nasıl okumalıyız, bugün nasıl bir mücadele koşulları var? Bunu tartışabiliriz ama Avrupa’da da artık Küresel çapta egemen olan Neo-Liberal sistemin yarattığı travmaların insanları nasıl sokağa döktüğü ortada!.. Artık Sosyal Refah Devleti uygulamasının kırıntıları dahi yok edilmiş durumda.. Birçok sosyal, siyasal, iktisadi hak işçi sınıfının, üretmen alt kesimin elinden alınmış bir durum da ve daha fazlası da istenmekte.. Yani artık Avrupa’daki mantalite de Neo-Liberalizmin tamamen etkin olmasıyla değişti, o yukarıda bahsettiğimiz olayların tekrarlanması imkansız gibi.. Çünkü o dönem güçlü bir Doğu Bloku ve Reel Sosyalizm gerçeği vardı ve dünyanın birçok yerinde işçi hareketleri örgütlü ve güçlü bir biçimdeydi, en azından bir dayanak noktaları ve egemenlerin korkacağı bir konumdaydılar. Fakat sürekli bahsettiğim gibi Neo-Liberal sistemin egemen olduğu bir Dünya da artık hiçbişey eskisi gibi olmayacaktır.. Tabi Avrupa'daki bu durum güçlü bir kıvılcımı ateşler mi bunu zaman gösterecek. Ama  doğru politikalar üretilip doğru taktik ve strateji eşliğinde bir yol haritası çizilip izlenirse bu tarz hareketlerin daha da siyasallaşacağını ve daha da aktif bir hale geleceğini düşünüyorum..

Yanı başımızdaki Yunanistan örneğini de incelemekte fayda var.. Karamanlis'in YDP'si küresel krizin Yunanistan da yarattığı travmalar sonucu ortaya çıkan hareketlerle epey yıprandı ve iktidardan indirilip yerine Sosyal Demokrat bir parti olan PASOK iktidara getirildi ama bu hareketler dinmek şöyle dursun artarak daha da genişledi.. Çünkü artık bu tarz işçi sınıfı menzilli toplumsal muhalefeti susturmak için bir takım tavizleri verebilme inisiyatifine sahip bir konum da dahi değiller reformist ve revizyonist partiler olarak atfedilen siyasi kuruluşlar. Onlar da artık Neo-Liberalizmin küresel çapta etkin olmasıyla siyaseten rakip olsalar da niteliksel olarak aynı egemen konumunda bulundukları Burjuva Liberalleriyle aynı tas aynı hamam politikalar üreterek kazanılmış birçok sosyal hakkı gasp ederek, krizin faturasını emekçilere kesen bir konumda..

İngiltere’de de David Cameron’un açıkladığı, 2.Dünya Savaşından bu yana ki en büyük kemer sıkma paketinin ardından da, İngiltere’de toplumsal muhalefetin ayaklanması bekleniyor. İngiltere’nin köklü bir partisi olan İşçi Partisi “Labour Party”( Adı İşçi Partisi olsa da niteliksel olarak “Marksist” tandanslı bir parti değildir) A.Giddens’ın teorileştirdiği “3.YOL” teoremini temel bir doktrin olarak benimseyerek, Küreselleşme Çağında Yeni Sol olarak atfedilen bu doktrin ile Blair önderliğinde 1997 yılında iktidara gelmişlerdi. Bu süre zarfından 2010 yılına kadar iktidarda bulunan İşçi Partisi, geliştirmiş olduğu bu yeni söylemin ışığında daha piyasacı bir konumda yer almış ve İngiltere’yi ABD’nin en yakın müttefiki olarak Irak Savaşına sokmuştu. İktidarda bulunduğu süre zarfında ve Irak Savaşı sonrası oluşan ağır tablo ile birlikte iyice gözden düşen İşçi Partisi, 2010 yılındaki seçimlerle birlikte iktidarı Muhafazakâr Parti’ye devretti. Muhafazakâr Parti’de halefinden farksız bir şekilde sürdürdüğü sert iktisadi önlemleri İngiltere tarihinin 2.Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır kemer sıkma programıyla taçlandırmak istiyor. Bu program dahilinde kamu harcamalarında ciddi oran da bir kesinti öngörülüyor ve kamu sektöründe çalışan yarım milyona yakın insanın işsiz kalabileceği söyleniyor. Tüm bunlara rağmen İngiltere halkı şimdilik fazla tepki göstermese de yasalaştırılmak istenen “kemer sıkma” taslağını protesto etmek için başkent Londra'da birkaç bin kişinin katıldığı gösteriler düzenlendi. Bu gösteride yapılan konuşmalarda göstericiler: hükümetin faturayı, milyarlarca dolarlık paketlerle kurtarılan bankalara ödettirilmesi gerektiğini açıkladılar. Bununla birlikte bazı sendikalar da, Fransa'dakine benzer protestolar hazırlamayı planlıyorlar. Fakat gelen haberlere göre İngitere'deki büyük sendikalar bu protesto gösterilerini 2011 yılının Mart ayında yapacaklarını açıklamışlar. Görüldüğü gibi, bu karar, büyük sendikaların açıkça "ipe un serme" yolunu seçtiklerini gösteriyor. Sendikaların bu tutarsız tavrına karşılık İngiliz İşçi Sınıfının ve halkının nasıl bir tavır takınacağı önümüzdeki günlerde gösterecekleri tepkilerle anlaşılacaktır.

*28 Ekim 2010 tarihinde ortakyasam.org'da yayınlanmıştır.{jcomments on}